10

 Hani, bir ateş görmüştü de ailesine:

"Durun, şüphesiz ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir kor getirir yahut ateş üzerinde bir yol gösterici bulurum” demişti.

 (Hani, bir ateş görmüştü) bu da hadîs lâfzının zarfıdır, çünkü o, hades (olay) demektir ya da üzkür'ün mef'ûlüdür.

Şöyle de denilmiştir: O, annesine gitmek için Şuayb Peygamberden izin istedi. İkisine de salât ve selâm olsun. Ailesiyle çıktı. Tuva vadisine varınca bir oğlan çocuğu doğdu. Soğuk, karlı ve buzlu karanlık bir kış gecesiydi. Cuma gecesi idi, yolunu kaybetmiş, sürüsü dağılmıştı. Birden Tûr tarafından bir ateş gördü. (Ailesine: Durun, dedi) yerinizden ayrılmayın, dedi. Hamze burada ve Kasas'ta vasi hâlinde he'nin zammı ile (li-ehlihumküsu) okumuştur. Kalanlar ise kesri ile okumuşlardır.

"Şüphesiz ben bir ateş gördüm” apaçık gördüm.

Şöyle de denilmiştir: Burada geçen iynâs can yoldaşı olacak birini görmektir.

"Belki size ondan bir kor getiririm” meşale yahut köz.

"

Yahut ateşin üzerinde bir yol gösterici bulurum” bana yolu yahut dinin kapılarını gösteren bir rehber. Çünkü iyilerin fikirleri karşılarına çıkan her şeyde onlara meyyaldir. Bu ikisini elde etmek beklenti hâlinde olduğu için belki, dedi, ateşi görmek ise öyle değildir. Çünkü o gerçek idi. O da bunu kesin söyledi ki, fikren rahat etsinler. Alennari'deki üzerinde olma meselesi ateşi yakanlar başmdalar ya da yakın bir yerdeler demektir. Nitekim Sîbeveyh de: Merertü bizeydin (Zeyd'e uğradım) sözünde: Yakınından geçtim manasınadır, demiştir.

10 ﴿