161

"Şüphesiz küfredenler ve kâfir olarak ölenler var ya; İşte Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lâ'neti onların üstündedir."

Bu bir istinaf cümlesi olup kelâmın ifade ettiği veçhile, önceki âyette istisna edilenlerin dışındakiler için lâ'netin bakı olduğunu açıklamakta ve tevbe etmeyenler için onun devam edeceğini te'kid etmektedir.

Mukaddes Kitapları üzerinde tahrifat yapanların tevbe etmemeleri, bozduklarını düzeltmemeleri ve bunu açıklamamaları hususlarına değinilmeden "Innellezîne keferû / O kimseler ki küfre düştüler (kâfir oldular)..." buyrulmakla yetinilmesi, önceki âyette geçen tafsilattan dolayıdır.

Önceki âyette geçen üç hal, "tevbe, ıslah ve beyan", imânı gerektirir; imân da küfrü nefyeder. İmân ile küfür bir arada bulunmaz.

Mukaddes Kitaplarda Peygamber ile ilgili hakikatleri gizleyen, yaptığından pişman olup tevbe etmeyen ve bu sûrede küfürde direnen ve bu hâl üzere kâfir olarak ölenler var ya; İşte Allah'ın, meleklerin ve lâ'nederine itibar edilen bütün insanların lâ'neti onların üzerinedir.

Bundan önceki âyette yenilenen lâ'netin devamlılığı, bu âyette de, lâ'netin subûtî devamı söz konusudur. (Birinci âyette lâ'net, fiil ile ifade edildi. Fiil cümlesi ifade edilen mânânın yenilenmesini gerektirir. İkinci cümlede ise lâ'net, ısım cümlesi ile ifade edildi. İsim cümlesi de ifade edilen mânânın subûtunu gerektirir.)

Diğer bir görüşe göre ise, ilk âyetteki lâ'net, onların hayatta iken lâ'netlenmeleri, bu âyetteki lâ'net ise, öldükten sonraki lâ'nedenmelerıdır.

161 ﴿