142"Yoksa siz, Allah'ın sizden mücahede ve sabredenleri bilmeden (belli etmeden, ortaya çıkarmadan) cennete girivereceğinizi mi sandınız ?" Bir başlangıç kelâmı olan bu âyet, gaalibiyet günlerinin insanlar arasında münavebe ile döndürülmesinin nihaî gayesini, ihlâslı mü'minlerin tefrik ve temyiz edilmesinin, tertemiz kılınmalarının; onlardan şehitler veya şahitler edinilmesinin neticesini açıklamakta ve bu faziletlere ermenin zorluğunu dile getirmektedir. Âyetteki hitab, Uhud savaşında kısmî hezimete uğrayan Müslümanlaradır. Âyetin başındaki "em /yoksa" harfinin kullanılması, daha önce zikredilen teselliden, Müslümanların karşılaştıkları sıkıntıların sebebinin beyânına geçildiğini belirtmek ve o sıkıntıların, en ileri isteklere erişmenin ilk unsurları olduklarını bildirmek içindir. Âyetteki istifham, red ve inkâr içindir. Yani Allah (celle celâlühü), sizden cihad ve sabredenleri bilmeden, sizlerde hem cihad, hem de sabır tahakkuk etmeden cennete gireceğinizi, cennetin nimetlerine erişeceğinizi hiç sanmayın. Çünkü mükâfatın amele bağlı olduğunu bilen kimsenin, amelsiz olarak mükâfat beklemesi, akıl sahiplerince pek uzak bir ihtimâldir. Allah'ın ilminin olmaması (Allah (celle celâlühü) bilmeden), malûmun (ilmin taallûk ettiği şeyin) da olmamasından kinayedir. Zira aralarında öyle bir lüzum, bağlılık var ki, ikincinin tahakkuku ile birincinin tahakkuku lâzım gelir. Çünkü zorunlu olarak, Allahü teâlâ'nın bilgisi olmadan bir şeyin tahakkuk etmesi imkânsızdır. Kinaye üslubunun sarih ifâdeye tercih edilmesi, kastedilen mânâyı daha kuvvetli olarak ifâde etmek içindir. Çünkü bu kinaye, onların cihadının olmadığını delil ile isbat etmekdir. Bir de bu kinaye üslûbu şunu belirtir: Ceza ve mükâfatların amellere terettübünün ölçüsü, Allahü teâlâ'nın bilgisidir. Sanki şöyle buyrulur: "- Sizden cihad edenler olmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?" "Lemnıâ /...olduğunda, ...olduğu zaman, henüz" harfi, gelecekte onların cihad etmelerinin beklendiği anlamını verir. |
﴾ 142 ﴿