7"Hani Allah size iki taifeden (topluluktan) birini va'detmişti. O, muhakkak, sizin olacaktı. Siz şevketi (şan ve şerefi) olmayanın sizin olmasını istiyordunuz. Allah da kelimeleriyle hakkı yerine getirmek (ihkak etmek) ve kâfirlerin arkasını kesmek diliyordu." A- "Hani Allah, size iki taifeden (topluluktan) birini va'detmişti. O, muhakkak sizin olacaktı. Siz, şevketi (şan ve şerefi) olmayanın sizin olmasını istiyordunuz ." Bu cümleler, mü'minlerin, -hazımsızlığına, -gevşek himmetine, -kusurlu görüşlerine, -korkularına ve şikâyetlerine rağmen Allahü teâlâ'nın onlara olan lûtfunu dile getirir. Başka bir deyişle "-O vakti hatırlayın ki, Allahü teâlâ, Kureyş kervanı ile Kureyş ordusundan birini size vereceğini, onu size musahhar kılacağım ve dilediğiniz gibi onun üzerinde tasarruf edebileceğinizi va'dediyordu. Siz ise, Ebû Cehil'ın kumandası altındaki bin kişilik kuvvetli orduyu değil, kuvvetsiz olan kervanı istiyordunuz. Çünkü kervanda yalnız kırk atlı vardı ve reisleri de Ebû Süfyan'dı." Kervanın, kuvvetsiz bir topluluk olarak ifâde edilmesi, mü'minlerin, ordu ile değil de kervanla karşılaşmak istemelerinin sebebine dikkat çekmek içindir. B- "Allah da kelimeleriyle hakkı yerine getirmek (ihkak etmek) ve kâfirlerin arkasını kesmek diliyordu." Hatırlayın o vakti ki Allahü teâlâ, o iki taifeden birini size va'dediyordu. Siz de o iki topluluktan güçsüz olanı istiyordunuz. Allahü teâlâ ise, bu konuda nazil olan âyetleri, size yardım etmeleri için meleklere verdiği emirleri, onlardan kimilerinin esir, kimilerinin de katledilip cesetlerinin o kuyuya atılması şeklindeki hükmü ile hakkı isbat etmek, yüceltmek ; ve kâfirlerin ardını, kökünü kesmek diliyordu. Hulâsa, siz basit şeyler istiyordunuz; -Allahü teâlâ ise hak kelimesini yüceltmek ve dinin mertebesini yükseltmek diliyordu. Bu iki hedef ise, birbirinden çok uzaktır. |
﴾ 7 ﴿