103"(Resûlüm), onların mallarından sadaka al ki bununla onları temizlemiş ve arındırmış olursun. Sen de onlar için duâ et. Çünkü senin duan onlar için sekînet (iç huzuru, itmi'nan, güven)dir. Allah, her şeyi kemâliyle işiten (Semf)dir, her şeyi hakkıyla bilen (A'lîm)dir." A- "(Resûlüm), onların mallarından sadaka al ki bununla onları temizlemiş ve alındırmış olursun." Rivâyete göre Mescidin direklerine kendilerini bağlayanların ipleri çözülünce, dediler ki: "- Ya Resûlallah! Bizi seni izlemekten alıkoyan şu mallarımızdır. Sen onları sadaka olarak al ve bizi temizle!" Peygamber : "- Sizin mallarınızdan bir şey almakla emrolunmadım." Ve bu âyet-i kerime nazil oldu. Şu halde burada sadakadan murat, farz olan sadaka (zekât) değildir. Çünkü farz olan sadaka daha önce emredilmişti. 30 30 Zekât Medîne döneminde. Hicretin 2. yılında farz kılınmıştır. Yukarda belirtildiği gibi Tebük seferi Hicretin 9. yılında yapılmıştır. Bu âyetin inişi ile Peygamber onların mallarının üçte birini aldı; üçte ikisini de kendilerine bırakü. İşte bu uygulama, sadaka kelimesindeki icmale açıklama olmuştur. Bu sadaka ancak, onların günahlarının keffaretidir. Nitekim âyette: "- Bununla onları temizlemiş ve arındırmış olursun."ifadesi de bunu teyıd eder. Yani, mallarından sadaka almakla, onların gazadan geri kalmaktan doğan günahlarını temizlemiş ve sevaplarını ihlâs mertebesine çıkarmış olursun; ya da onların mallarını arındırmış olursun; veya onları iyice temizlemiş olursun. B- "Sen de onlar için duâ et. Çünkü senin duan onlar için sekînet (iç huzuru, itmi'nan, güven)dir." "- Resûlüm, onlara duâ ve istiğfarda bulunmak suretiyle kendilerine şefkat göster. Çünkü senin duan, onlara huzur verir; onların kalbini yatıştırır ve Allah'ın (celle celâlühü) onların tevbesini kabul buyurduğuna dair kendilerine güven verir." C- "Allah, her şeyi kemâliyle işiten (Semi')dir, her şeyi hakkıyla bilen (A'lîm)dir." Allah (celle celâlühü) kendilerinden sâdır olan itirafı, tevbe ve duayı işitendir. İşledikleri hatadan ötürü onların kalplerindeki pişmanlığı, üzüntüyü, tevbe ve duadaki ihlâslarını da bilendir yahut Allah (celle celâlühü), senin onlara yaptığın duayı işitip kabul buyurandır; hikmetin gereğini de bilenedir. |
﴾ 103 ﴿