104

"Onlar bilmezler mi Allah, kullarından tevbeleri kabul eder ve sadakaları alır. Şüphesiz ki Allah, tevbeleri çok kabul edendir, çok merhamet eden (Rahîm)dir."

A- "Onlar bilmezler mi Allah, kullarından tevbeleri kabul eder ve sadakaları alır."

Bu mânâya göre âyet, onların tevbelerinin kabulünü, verdikleri sadakaların kendilerini temizlediğini, kalblerine huzur ve güven verdiğini tesbit ve izah eder.

Burada sadaka almak, temizlemek ve arındırmak, zahiren Peygambere (sallallahü aleyhi ve sellem) isnat ediliyorsa da, gerçekte onların tevbelerini kabul eden de sadakaları alan da Allah'tır

Bu kelâm,

" (Resûlüm) sana bîat edenler, gerçekte Allah'a bîat ederler." âyeti kabilinden olmak üzere. Peygamberin (sallallahü aleyhi ve sellem) şanını yüceltir.

B- "Şüphesiz Allah, tevbeleri çok kabul edendir, çok merhamet eden (Rahîm)dir."

Bu cümle, mâkakabk için ilâve bir açıklama olmakla beraber ona bir anlam da katar. Şöyle kı:

"Onlar Allah'ın (celle celâlühü) tevbe ve rahmet gibi amaçlara ulaşmakta yegâne müessir ve bu vasfın O'nun daimî bir sünneti olduğunu bilmezler mı?"

" bilmezler mı" fiilindeki zamir, tevbe etmemiş mü'minleri de ifade ediyor olabilir. Nitekim rivâyete göre önce tevbe eden o mü'minlerin tevbesi kabul olununca, tevbe etmemiş olanlar da dediler ki:

"- Bu tevbe edenler, dün bizimle beraber idiler; şimdi bunlara ne oluyor ki, bizimle konuşmuyor ve bizimle oturup kalkmıyorlar? "

Ve bu âyet-i kerime nazil oldu. O takdirde şöyle bir mânâ ortaya çıkar:

Tevbe etmeyen mü'minler, tevbe edenlerin, Allah'ın ikramını, yakınlığını, hüsnü kabul görmelerini, ve sonuçta gerçek mü'minler zümresine katılmalarını sağlayan üstün vasıfları olduğunu bilmezler mi?

Bu mânâya göre âyet, onları tevbe ve sadakaya teşvik eder.

104 ﴿