66"Hiç şüphe yok ki, sizin için davarlarda da bir ibret vardır. Size onların karınlarından dışarıya çıkardıkları şeyler ile kan arasından çıkan, içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir süt içiriyo-ruz." Evet, bu ibret o kadar büyük bir ibrettir ki, idrakinde akıllar hayrete düşer ve büyük dehaların anlayışı da onu anlamakta bocalar. İbn-i Abbâs in şöyle dediği rivâyet edimektedir: "Hayvan yemini yediğinde yem, onun işkembesinde (midesinde) sindiri-kp pişince, onun alt kısmı fers olur; orta kısmı süt olur ve en üst kısmı da kan olur." İbn-i Abbâsin anlatmak istediği şu olsa gerek: Onun ortasında olan kısım, süt maddesi olur ve onun üst kısmı da bedeni besleyen kan maddesi olur. Zira süt ve kanın işkembede oluşmadıkları, tartışma götürmez bir gerçektir. Fakat ciğer, işkembede (midede) sindirilmiş olan yemeğin özünü çeker ve onun posası olan fers kalır. Sonra ciğer devam eden hazmı süresince o özü içinde tutar ve onu dört sıvı karışıma ayrıştırır. Ciğer, bu sıvının, safra ve sevda ihtiyacından artakalanını da ayrıştırıp onları da böbreğe, öde ve dalağa pompalar. Sonra geri kalanı da uzuvlara ihtiyaçları nispetinde dağıttır. Böylece hepsine Azîz ve Alîm olan Allah'ın takdiriyle uygun olan hakkını ulaştırır. Sonra eğer bu hayvan dişi ise, mizacında berd (serinlik) ve rutubet üretmek için, gıdası miktarın ca karışımı fazla olur. Böylece fazla üretilen kısım, önce cenin için rahme gönderilir. Cenin rahimden ayrılınca o fazla kısım, yahut onun bazısı memelere dökülür ve çevresindeki beyaz etlerin etkisiyle beyaz rengini alır ve tadı da lezzetk kılınıp sonunda süt haline gelir. İşte bu karışımları, sütü, onların bulundukları yerleri, mecraları, onları meydana getiren sebepleri, onlarda her an ona uygun şekilde tasarruf eden kuvvetlerin teshiri konularındaki hârika işleri düşünen kimse, O'nun ilmini, kudretinin, hikmetinin kemalini, şefkat ve rahmetinin sonsuzluğunu kabul etmek zorunda kalır. Sütün hâlis olmasi, kan ve artik ile yan yana olmasına rağmen kaahir kudretin aralarına koyduğu bir engel nedeniyle birbirlerine hiç karışmamaları ve sonuçta kan ile artık vasıflarının şaibesinden temiz olmasıdır. Yine süt, boğazdan kolayca geçen bir maddedir. Eskiler derler ki: "Süt, kimsenin boğazında kalmamıştır." |
﴾ 66 ﴿