76

"Allah şu iki kişiyi de misal verir. Onlardan biri dilsizdir; hiçbir şeyi beceremez ve efendisinin üstüne bir yüktür. Onu nereye gönderse hiçbir hayır getirmez. Şimdi bu adamla, doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse eşit olur mu hiç!"

A- " Allah şu iki kişiyi de misal verir. Onlardan biri dilsizdir; hiçbir şeyi beceremez."

Allah (celle celâlühü), geçen misalin delâlet ettiği hakikate daha vazıh ve açık delâlet eden başka bir misak de vermektedir. İki kişiden biri anadan doğma dilsizdir; kıt anlayışı ve kötü idrâki yüzünden, ne kendi nefsi için, ne de başkası için kendi kavrayışı ve ferasetıyle hiçbir şeyi beceremez.

B- "- Ve efendisinin üstüne bir yüktür."

Bundan önce o kişinin mutlak olarak hiçbir gücünün olmadığı zikredildikten sonra bu cümle de, onun kendi nefsinin maslahatlarını düzenleme gücünün olmadığını beyan etmektedir.

C- " Onu nereye gönderse hiçbir hayır getirmez."

Efendisi, onu ne işe gönderse başaramaz, hiçbir iş beceremez.

Bu cümle de, o kişinin, efendisinin en ufak bir işini bile yapmaya muktedir olmadığını beyan etmektedir.

D- " Şimdi bu adamla, doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse, eşit olur mu hiç!"

Mezkûr kötü vasıflara sahip olan bu adam, mantıklı, fikir, beceri ve rüşte sahip, insanları bütün faziletlerin kaynağı olan adalete teşvik ederek insanlara faydalı olan ve avam olsun, havas olsun, herkese iyiliği ve yararı dokunan, bunun yanı sıra kendisi de doğru yolda yürüyen kimse ile, eşit olur mu hiç!

Mezkûr sıfatların mukabili, memuriyet hakkının bile olmamasıdır. Bu iki sıfatın hulâsası da, kâmil bir âmirlik liyakatidir ki, bu, bütün güzellikleri hâiz olmayı gerektirmektedir.

Şunu da bil ki, bundan murat, geçmiş misak hikâye etmek değil, fakat misak zikredilenlerle inşa etmektir.

Şu da uzak bir ihtimal değildir: Allah (celle celâlühü), iki fırkanın yaratılışını onların vasıflarıyla misal vermektedir. Onların yaratılışı da böyle gerçekleşmiştir. Bundan amaç, onların eşit olmayışlarını, Allah (celle celâlühü) ile onların ortak koştuklarının eşk olmalarının imkânsız olduğuna delil saymaktır. Böylece bu, geçmiş bir misakın hikâye edilmesidir.

76 ﴿