83

"Onlar Allah'ın nimetini bilirler; sonra da onu inkâr ederler. Zaten onların çoğu kâfirdir."

Bu kelâm beyan ediyor ki, onların İslâm dininden yüz çevirmeleri, asla Allah'ın sayılan nimetlerini bilmemelerinden değildir. Zira onlar, o nimetleri bilirler ve onların Allah'tan (celle celâlühü) olduğunu da kabul ederler; ama sonra da kendi fiilleriyle, yani o nimetleri verenden başkasına tapmakla veya "Bu, ilâhlarımızın şefaatiyledir" veya "şu sebepledir" demelde Allah'ın nimetini inkâr ederler.

Bir görüşe göre de, Allah'ın nimeti, Muhammed'in (sallallahü aleyhi ve sellem) peygamberliğıdır. Onlar, oğullarını tanıdıkları gibi, onun peygamberliğini mucizelerle bilekler; sonra da inat olarak onu inkâr ettiler.

Burada bilmek ve inkâr etmek fiillerinin mutlak olarak bütün müşriklere isnat edilmesi, bir kavmin bazısının halinin, hepsine isnat edilmesi kabilindendir. Tıpkı "Filanoğulları falanı öldürdüler" denmesi gibi. Oysa katıl, ancak onlardan bir kışıdır. Zira müşriklerin bir kısmı böyle değildir.

Âyette de: "Zaten Onların çoğu, kâfirdir", denilmektedir. Yani onların çoğu, kalpleriyle inkâr etmektedirler; zikredilenleri kabul etmemektedırler. Kemiyet olarak kemali bildiren onlar hakkındaki mutlak küfür hükmü, birinci, fırkanın keyfiyet olarak kemaline ters düşmez.

"Onların çoğu" ifadesinin izahı olarak şöyle de denilmiştir: Onların bazısı, akıllarının noksanlığı veya ibret gözüyle bakmakta kusur etmeleri yüzünden Allah'ın nimetini bilmediler. Yahut mükellefiyet çağına erişmedikleri için onların aleyhinde hüccet sabit olmamıştır.

83 ﴿