89

"O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şahit çıkaracağız. Ey Resûlüm! Seni de hepsinin üzerine şahit olarak getireceğiz. Her şey için mükemmel bir açıklama, bir hidâyet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak bu Kitabı parça parça sana indirdik."

A- " O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şahit çıkaracağız. Ey Resûlüm! Sem de hepsinin üzerine şahit olarak getireceğiz."

Bu kelâm, tehdidi katlamak için geçen kelâmın tekrarıdır.

Bu ifade tarzından anlaşılıyor ki, peygamberlerin, kendi ümmetleri hakkındaki şahitlikleri, onların huzurunda cereyan edecektir. Peygamberlerin bu şahitliği, onların mazeretlerini kesmek içindir. Peygamberimiz'in (sallallahü aleyhi ve sellem) şâhitliği ise, hem o ümmetler, hem de şahitleri hakkında olacaktır. Nitekim bir başka âyette şöyle denilmektedir: "Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman onların halleri nice olacak?" (Nısâ 4/41).

Diğer bir görüşe göre ise, "seni de kendi ümmetine şahit olarak göstereceğiz" demektir.

Âyette zikredilen günden murat, kıyamet günüdür.

B- " Her şey için mükemmel bir açıklama, bir hidâyet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak bu Kitabı parça parça sana indirdik."

Din işleriyle ilgili her şey için ve ezcümle ümmetlerin, peygamberleri ile olan halleri için, yine bu âyet-i kerimede bildirildiği gibi şahitlerin getirilmesi ve Peygamberimizin de hepsine şahit olarak getirilmesi konusu için mükemmel bir açıklama, âlemler için bir hidâyet ve rahmet kaynağı -zira kâfirlerin bu Kitabın eserlerinin ganimetlerinden mahrum kalmaları Kitaptan değil, onların taksiratından kaynaklanmaktadır- ve özellikle Müslümanlar için bir müjde olarak bu mükemmel Kitabı parça parça sana indirmiş bulunuyoruz.

Şu halde bu âyet de Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem), hepsine şahit olacağı konusunda bir delil gibidir.

Kur’ân'ın bütün din işleri için bir açıklama olması, bazıları hakkında Kur’ân'da nas bulunması bazısını da sünnete havale etmesi itibarıyladır. Nitekim Kur’ân, Peygamberimize uymayı, ona itaat etmeyi emretmektedir. Ve Kur’ân'da Peygamberimiz hakkında,

"O, havadan (arzusuna göre) konuşmaz" (Necm 53/3) denilmektedir. Yine Kur’ân'da icmaa teşvik vardır. Ve peygamberimiz ümmetinin, kendi ashabına uymasından hoşnut olacağını bildirmiştir.

Nitekim şöyle buyurmuştur:

"Benim ashabım, yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız, hidâyete erışksi-niz." Ashab (radıyallahü anh) da, içtihat etmişler ve içtihat yollarını göstermişlerdir. Bu itibarla Sünnet, İcmâ ve Kıyas da, Kur’ânin açıklamasına ıstinadenciır.

Kur’ân'da bazı kapalı ifadelerin bulunması, onun mükemmel bir açıklama olmasına zarar vermez. Çünkü bu mükemmeliyet, keyfiyet itibarıyla değil, kemiyet itibarıyladır.

Nitekim, "Zaten Ben, kullara zallâm (çok zulmedici) değilim.." (Kaf 50/29) âyetinin tefsirinde de şöyle denilmiştir, Bu, ifade de, filan adam, kölesine zâlimdir; kölelerine de zallamdır, denilmesi kabilindendir. "(Yani çoğul için mübalağa kipi kullanılmaktadır. Yoksa çok zulmedici anlamında değildir.)

89 ﴿