90"Muhakkak ki, Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emretmekte; çirkin işleri, kötülük ve azgınlığı da yasaklamaktadır. O, tutasınız diye size öğüt vermektedir." A- " Muhakkak ki, Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emretmekte; çirkin işleri, kötülük ve azgınlığı da yasaklamaktadır." Allah (celle celâlühü), hidâyet ve rahmet olarak ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdiği Kur’ân'da adaleti, yani ifrat ile tefrit arasındaki orta yolu emretmektedir. Adalet, bütün faziletlerin başı olup şu meziyetleri kapsamaktadır: Akıl ve meleke kuvvetinin fazileti olan, hürriyet ile ahmaklık arasında bulunan orta hikmet. Hayvanî şehvet kuvvetinin fazileti olan, hayasızlık ile şehvet sönüklüğü arasında bulunan iffet. Yırtıcı öfke kuvvetinin fazileti olan, tehevvür ve korkaklık arasında bulunan şecaat (cesaret). İtikat (inanç) hikmeti olan, ateizm ile şirk atasında bulunan tevhid. İbn Abbâs'tan (radıyallahü anh) rivâyet olunduğuna göre şöyle demiştir: "Adalet, tevhidin kendisidir." Yine inanç hikmeti olan, cebir (insanın belirlenmış kadere mecbur olduğu fileri) ile kader (insanın kendi kaderini kendisinin belirlediği fikri) arasında bulunan kesbi (iktisap hürriyeti filerini) kabul etmek. Ameli hikmet olan, ibadetsizlik ile ruhbanlık (ibadetin dışında bir işle meşgul olmamak) arasında bulunan vaciplerin edası ile ibadet etmek. Ahlakî hikmet olan, cimrilik ile israf arasında bulunan cömertlik. İhsan, emredilen işi layıkıyla yerine getirmektir. Bu da kemiyet (sayı) itibarıyla olabilir. Nafileleri eda etmek gibi. Yahut keyfiyet itibarıyla olur. Nitekim Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buna işaretle şöyle buyurmuştur: "İhsan, Allah'ı görüyormuşçasına O'na ibadet etmendir. Zira sen O'nu gör emiyor s an, O, seni şüphesiz görmektedir." Akrabaya yardım etmek, onların muhtaç oldukları şeyleri kendilerine vermektir. Âyetteki bu ifade, önemine binaen, genelden sonra hususi olanı zikretmek kabilindendir. Fuhuş, ifrat derecesinde şehvet kuvvetine bağlılıktir. Zina gibi. Münker, şer'an veya aklen yasak olan, öfke kuvvetinin eserlerini ifrat derecesinde göstermektir. Bağy, insanlara karşı üstünlük taslamak, azgınlık ve tahakküm etmektir. Bu da, şeytanî ve vehmî kuvvetin eserlerinden olup yukarıda zikredilen şehvet ve öfke kuvvetlerinin rezaletlerinden hâsıl olmaktadır. İnsanlarda ne kadar şer varsa, mutlaka bu kısımlara dahil olup bu üç kuvvet (şeytanî vehim, şehvet, öfke) vasıtasıyla sâdır olmaktadır. İşte bundan dolayıdır ki, İbn-i Mes’ûd (radıyallahü anh): "Bu âyet, Kur’ân'da hayırları ve serleri en çok toplamış olan âyettir. Eğer Kur’ân'da bu âyetten başka bir şey olmasaydı, hidâyet ve rahmet olma hususunda her şeyin mükemmel açıklanması, İçin bu âyet yeterli sayılırdı" demektedir. B- " O, tutasınız diye size öğüt vermektedir." Allah (celle celâlühü) sizin öğüt almanızı ve aldığınız öğütleri tutarak emir ve yasaklara uymanızı istediği için, size öğüt vermektedir. |
﴾ 90 ﴿