114"Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı yahut da İnsanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz" İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Abdurrahman b. Zeyd b. Eşlem: “Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur..." âyetini açıklarken şöyle dedi: “Kim sana bunları (sadaka vermeyi, iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi) gizlice konuşmak için gelirse onun bu gizli konuşmasını kabul et. Ancak bunun dışında seninle gizlice konuşmak isteyenlere engel ol ve öyle bir konuşmayı kabul etme, mânâsındadır." İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mukâtil b. Hayyân: “Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı..." âyetini açıklarken: “Burada iyilikten kasıt, borç vermektir" dedi. Abd b. Humeyd, Tirmizî, İbn Mâce, İbn Ebi'd-Dünyâ, es-Samt'ta, Abdullah b. Ahmed, Zühd'de, İbnu'l-Münzir, İbn Merdûye ve Beyhakî, Şuabu'l- îmân'da, Muhammed b. Yezîd b. Huneys vasıtasıyla bildiriyor: Süfyân es-Sevrî hasta iken ziyaretine gitmiştik. Beraberimizde Saîd b. Hassan el-Mahzûmî de bulunmaktaydı. Süfyân, Saîd b. Hassân el-Mahzûmî'ye: “Bana Ümmü Salih'ten anlatmış olduğun hadisi bir daha anlat" deyince şöyle dedi: “Salih'in kızı Ümmü Sâlih, Safiyye binti Şeybe'den o da Hazret-i Peygamber'in (sallallahü aleyhi ve sellem) hanimi Ümmü Habîbe'den, Resûlullah'in (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu bildirir: “İyiliği emredip kötülüğü nehyetmek ve Yüce Allah'ı hatırlatacak şeyler söylemek dışında Ademoğlunun bütün konuşmaları faydasına değil zararınadır." Muhammed b. Yezîd: “Bu hadis ne kadar zordur" deyince, Süfyân şöyle karşılık verdi: “Bu hadisin zorluğu nedir? Bu hadisi bir kadın diğer bir kadından nakletmiştir. Bu konuda Yüce Allah'ın, Peygamberinize (sallallahü aleyhi ve sellem) göndermiş olduğu kitapta: “Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur..." buyurduğunu, yine: “Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir" buyurduğunu, yine: “İkindi vaktine (Asra; çağa) and olsun ki, insan hiç şüphesiz hüsran içindedir. Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, birbirlerine gerçeği tavsiye edenler ve sabırlı olmayı tavsiye edenler bunun dışındadır" buyurduğunu işitmedin mi? Hadis de bu âyetlerin aynısıdır." Ahmed, Buhârî, Müslim, Tirmizî, İbn Mâce ve Beyhakî'nin, Ebû Şureyh el- Huzâî'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah'a ve âhiret gününe iman eden kişi ya hayır söylesin, ya da sussun" buyurmuştur. Buhârî ve Beyhakî'nin, Sehl b. Sa'd'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kim bana iki çenesi ve iki bacağı arasındaki şeyleri muhafaza etme hususunda garanti verirse ben de ona Cennet hususunda garanti veririm" buyurmuştur. Ahmed, Buhârî, el-Edeb'de, Tirmizî, İbn Mâce, İbn Hibbân, Hâkim ve Beyhakî'nin, Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İnsanların Cehenneme girmelerine en fazla sebep olan şey iki uzuvlarıdır. Bunlar da ağız ve cinsel organdır" buyurdu. Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce ve Beyhakî, Süfyân b. Abdillah es- Sekafî'den bildiriyor: Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): “Yâ Resûlallah! Bana öyle bir şey emret ki onunla İslam'a sımsıkı sarılayım" dediğimde: “«Allah'a iman ettim» de ve sonra dosdoğru ol" buyurdu. Yine: “Yâ Resûlallah! Benim için en fazla korktuğun şey nedir?" diye sorduğumda, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) dilinin ucunu tutarak: “îşte budur" karşılığını verdi. Beyhakî, Ebû Amr eş-Şeybânî'den bildiriyor: Bu evin sahibi (Abdullah b. Mes'ûd) bana şöyle anlattı: “Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hangi amel üstün ameldir?" diye sorduğumda: “Vaktinde kılınan namazdır" buyurdu. Yine: “Yâ Resûlallah! Bundan sonra hangi ameldir?" diye sorduğumda: “Anne babaya karşı iyi davranmaktır" buyurdu. Yine: “Yâ Resûlallah! Bundan sonra hangi ameldir?" dediğimde ise: “İnsanların senin dilinden emin olmasıdır" karşılığını verdi ve sustu. Eğer sormaya devam etseydim cevap vermeye devam edecekti. Tirmizî ve Beyhakî'nin bildirdiğine göre Ukbe b. Âmir der ki: “Yâ Resûlallah! Kurtuluş nedir?" diye sorduğumda: “Diline sahip ol, evin seni sığsın (sana dar gelmesin) ve hatalarını hatırladığında ağla" karşılığını verdi. Buhârî, Târih'te İbn Ebi'd-Dünyâ, es-Samt'ta ve Beyhakî'nin bildirdiğine göre Esved b. Asram el-Muhâribî der ki: “Yâ Resûlallah! Bana tavsiyede bulun" dediğimde, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Diline sahip olabilir misin?" buyurdu. Ona: “Dilime sahip olamazsam neye sahip olabilirim ki" dedim. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Eline sahip olabilir misin?" diye sorunca: “Elime sahip olamazsan neye sahip olabilirim ki" karşılığını verdim. Bunun üzerine: “O zaman dilin iyilikten başka bir şey söylemesin. Elin de hayır işlerinden başka bir şeye uzanmasın" buyurdu. Beyhakî, Hasan(-ı Basrî)'den bildiriyor: Bize bildirilene göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Konuştuğu zaman kazanan ve sustuğunda selamette olan kuluna Allah merhamet etsin" buyurmuştur. Beyhakî'nin, Enes b. Mâlik'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) üç defa (peş peşe): “Konuştuğu zaman kazanan ve sustuğunda selamette olan kuluna Allah merhamet etsin" buyurdu. Beyhakî'nin bildirdiğine göre İbn Mes'ûd, Safa tepesine çıkıp: “Ey dil! Hayır konuş ve kazan veya pişman olmadan önce susup da selamette ol" dedi. Oradakiler: “Ey Ebû Abdirrahman! Bu senin kendinden söylediğin bir şey mi yoksa işittiğin bir şey mi?" diye sorduklarında: “Hayır, benim söylediğim bir şey değildir. Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem): «Âdemoğlunun hatalarının çoğu dilinden dolayıdır» buyurduğunu işittim" karşılığını verdi. Ahmed, Zühd'de ve Beyhakî, Saîd b. Cübeyr'den bildiriyor: İbn Abbâs'ın, dilinin ucunu tutarak: “Ey dil! Hayırlı şeyler söyle kazan veya kötü söyleyip de pişman olmadan önce sus" dediğini gördüm. Bir kişi kendisine: “Hayırdır, dilinin ucunu tutarak şöyle şöyle dediğini görüyorum" deyince: “Bana nakledildiğine göre kul kıyamet gününde en fazla diliyle işlemiş olduğu günahlara pişman olacaktır" karşılığını verdi. Ebû Ya'la ve Beyhakî'nin, Enes b. Mâlik'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kim kurtuluşa ermeyi isterse daima az konuşsun" buyurmuştur. Beyhakî, Enes'ten bildiriyor: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Zer ile karşılaştı ve ona: “Ey Ebû Zer! Sana, yapılması kişiye hafif gelen ancak Mizan'da her şeyden ağır olan iki haslet söyleyeyim mi?" diye sorunca, Ebû Zer: “Söyle, yâ Resûlullah!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sürekli güzel ahlâklı ol ve az konuş. Muhammed'in canı elinde olana yemin olsun ki, insanların bundan daha güzel yapabileceği bir şey yoktur" buyurdu. Beyhakî, Ebû Zer'den bildiriyor: Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem): “Yâ Resûlallah! Bana tavsiyede bulun" dediğimde: “Sana Allah'tan korkmayı tavsiye ediyorum. Çünkü bu, yapacağın bütün amellerin en güzelidir" buyurdu. Ben: “Arttır" dediğimde: “Sürekli Kur'ân oku ve Allah'ı zikret. Zira bu senin için gökyüzünde (melekler tarafından) anılma, yeryüzünde ise bir nurdur" buyurdu. Ben yine: “Arttır" dediğimde: “Çoğu zaman sükût et. Bu, şeytanı uzaklaştırır ve sana din işlerinde yardımcı olur" buyurdu. Ben yine: “Arttır" deyince: “Çok gülmekten sakın, çünkü çok gülmek kalbi öldürür ve yüzdeki nuru yok eder" buyurdu. Ben bir daha: “Arttır" deyince: “Acı da olsa gerçeği söyle" buyurdu. Ben bir daha: “Arttır" dediğimde: “Allah için, kınayanın kınamasından korkma" buyurdu. Ben yine: “Arttır" deyince: “Kendi ayıplarınla meşgul olman, insanların kusurlarıyla uğraşmana mani olsun" buyurdu. Beyhakî'nin, Rekb el-Mısrî'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Bildiğiyle amel edip malının fazlasını infak eden ve gereksiz sözlerden sakınan kişiye ne mutlu" buyurmuştur. Tirmizî ve Beyhakî'nin Ebû Saîd el-Hudrî'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İnsan sabahladığı zaman bedenindeki bütün azalar dile yalvararak: «Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen eğrilirsen biz de eğriliriz» derler. " Ahmed, Zühd'de ve Beyhakî, Zeyd b. Eslem'den, o da babasından bildiriyor: Ömer b. el-Hattâb, Ebû Bekr'in dilini uzattığını görüp: “Ne yapıyorsun ey Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) halifesi?" diye sorunca, Ebû Bekr şöyle dedi: “Beni belalara sokan budur (dilimdir). Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): «Bedende dilin günahlarından şikayetçi olmayan tek bir organ yoktur» buyurmuştur." Beyhakî'nin, Ebû Cuhayfe'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Yüce Allah'ın en sevdiği amel hangisidir?" diye sorunca sahabeler sustu ve kimse bir cevap vermedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Dili muhafaza etmektir" buyurdu. Beyhakî'nin, İmrân b. Husayn'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İnsanın suskun kalması (az konuşması) altmış yıl ibadet etmesinden daha üstündür" buyurdu. Ahmed, Tirmizî, İbn Mâce, Hâkim ve Beyhakî, Muâz b. Cebel'den bildiriyor: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber Tebuk gazvesinde idik. Bir rüzgar çıkmış ve bütün insanları dağıtmıştı. Ben etrafıma bakındığımda Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) herkesten daha yakın bir yerde olduğumu gördüm. Kendi kendime: “Bugün Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) bu yalnızlığından faydalanacağım" dedim ve Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) yaklaşıp: “Yâ Resûlallah! Bana, beni Allah'a yaklaştıracak —veya: “Beni Cennete sokup— Cehennemden uzaklaştıracak bir amel öğret" dedim. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sen çok büyük bir şey istedin. Ancak Allah bunu kime kolaylaştırırsa onun için kolay bir şey olur. Sen, Allah'a ibadet et ve hiçbir şeyi ona ortak koşma. Farz namazları kıl ve zekatını ver. Hac vazifesini yerine getir ve Ramazan orucunu tut. Dilersen sana hayır kapılarını da göstereyim" buyurdu. Ben: “Göster, yâ Resûlullah!" deyince: “Oruç bir kalkan, sadaka günahların kefaretidir. Kulun Allah rızasını gözeterek gece ibadetine kalkması da günahların kefaretidir" buyurdu ve: “Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar'" âyetini okudu. Sonra: “Dilersen sana işin başını, direğini ve zirvesini söyleyeyim" buyurdu. Ben: “Olur söyle, yâ Resûlullah!" deyince: “Her işin başı İslam, direği ise namazdır. Zirvesi ise cihaddır. Dilersen sana bunların en önemlisini haber vereyim" buyurdu. Ben: “Nedir yâ Resûlullah!" diye sorunca parmağıyla ağzını işaret etti. Bunun üzerine: “Her konuştuğumuz şeyden dolayı hesaba çekilecek miyiz?" dediğimde: “Annen sensiz kala ey Muâzl İnsanları Cehenneme yüzüstü düşürecek şey, dillerinin söylemiş olduğu kötü şeylerden başka bir şey midir? Senin konuştuğun ya lehine, ya da aleyhine değil midir?" buyurdu. Beyhakî'nin, Şuab'da, Mekhûl'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu konuda Muâz'a: “Sustuğun müddetçe selamettesin. Konuştuğunda ya lehinedir, ya da aleyhinedir" buyurmuştur. Beyhakî, Atâ b. Ebî Rebâh'tan bildiriyor: Sizden öncekiler, Allah'ın Kitab'ını okumak, iyiliği emredip kötülükten nehyetmek ve geçinmek için gerekli olan konuşmanın dışındaki konuşmaları boş laflardan sayarlardı. Sağınızda ve solunuzda oturmuş olan, her konuşulanı yazan, koruyucu ve hazır bulunan Kirâmen Kâtibin meleklerini hatırlıyor musunuz? Sizden biriniz günün ortasını geçirir de o gün daha âhiret için bir amel işlememişse sahifesinin açılmasından utanç duymaz mı? İbn Sa'd'ın bildirdiğine göre Enes b. Mâlik: “Kişi diline sahip olmadıkça Allah'tan hakkıyla korkmuş sayılmaz" demiştir. Ahmed'in, Enes'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Dili de doğru olmadıkça kalbi doğru olmaz. Komşusu şerrinden emin olmadıkça Cennete de giremez" buyurdu. Abdullah b. Ahmed, Zühd'de ve Hakîm et-Tirmizî'nin, Nevâdiru'l-Usûl'da bildirdiğine göre Ebu'd-Derdâ şöyle demiştir: “Yüce Allah'ın, mümin kişinin uzuvlarından en fazla sevdiği dilidir ve onunla onu Cennete sokar. Kâfir kişinin de uzuvlarından en fazla nefret ettiği dilidir ve onunla onu Cehenneme sokar." Ahmed'in, Zühd'de bildirdiğine göre Abdullah b. Amr b. el-Âs: “Seni ilgilendirmeyen şeyi konuşma ve dirhemlerini koruduğun gibi dilini (kötü söylemekten) koru" demiştir. İbn Ebî Şeybe ve Ahmed'in Zühd'de bildirdiğine göre Selmân el-Fârisî: “Kıyamet gününde en çok günahkâr olan kişiler, Allah'a masiyet konusunda çok konuşan kişilerdir" dedi. Ahmed'in bildirdiğine göre İbn Mes'ûd: “Hatası en çok olan insanlar, en çok batıl şeyler konuşanlardır" dedi. Ahmed'in bildirdiğine göre İbn Mes'ûd: “Kendisinden başka ilah olmayana yemin olsun ki yeryüzünde dilden başka uzun bir süre hapsedilmesi gerekli olan bir şey yoktur" demiştir. İbn Adiy'in, Hazret-i Âişe'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Üç şey dışında yalan caiz değildir. Bunlar da kişinin hanımını razı etmesinde, savaşta ve insanların arasını düzeltmekte söylenen yalanlardır" buyurmuştur. Beyhakî'nin, Nevvâs b. Sem'ân'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Üç şey dışında yalan caiz değildir. Bunlar da savaşta düşmanı aldatmak için, kişinin hanımını razı etmesi için ve iki kişiyi barıştırmak için söylenen yalanlardır" buyurmuştur. Beyhakî'nin, Esmâ binti Yezîd'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Üç şey dışında yalan caiz değildir. Kişi hanımının kendisinden razı olması için, insanların arasını düzeltmek için ve savaşta düşmanı aldatmak için yalan söyleyebilir" buyurmuştur. Beyhakî'nin, Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İnsanın hiçbir ameli sadakadan, dargınları barıştırmaktan ve güzel ahlâktan daha üstün değildir" buyurmuştur. Beyhakî'nin Abdullah b. Amr'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “En güzel sadaka, dargınları barıştırmaktır" buyurmuştur. Beyhakî, Ebû Eyyûb'dan bildiriyor: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana: “Ey Ebû Eyyûb! Yüce Allah'ın sevabı ne ile büyüttüğünü ve ne ile günahları sildiğini haber vereyim mi? İnsanların arasında fitne ve fesat olursa onların aralarını düzeltmek için uğraşmandır. Allah bu sadakanın yapılmasını sever" buyurdu. Ahmed, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Tirmizî, Nesâî ve Beyhakî'nin Ümmü Gülsüm binti Ukbe'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İnsanların arasını düzeltmek için gerçeğe bir şeyler ekleyen veya hayırlı şeyler söyleyen kişi yalancı değildir" buyurmuştur. Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem), insanların yalan söylemesine sadece üç şekilde ruhsat verdiğini işittim. Bunlar savaşta, insanların arasını düzeltmek için ve kocanın karısını veya karının kocasını idare etmesi için söylenen yalanlardır. Ahmed, Ebû Dâvud, Tirmizî ve Beyhakî'nin, Ebu'd-Derdâ'dan bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Size derece olarak oruçtan, namazdan ve sadakadan daha üstün olan şeyi haber vereyim mi?" diye sorduğunda, ashâb: “Evet ver" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Dargın olan insanları barıştırmaktır" buyurdu ve: “İnsanların arasını bozmak ise iyilikleri alıp götürür" diye ekledi. Beyhakî, Ebû Eyyûb'dan bildirir: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bana: “Ey Ebû Eyyûb! Yapılmasıyla Allah ve Resulünü razı edecek bir sadakayı sana haber vereyim mi?" diye sorunca: “Olur ver" dedim. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Araları bozulan insanların arasını düzeltmek ve araları açılıp birbirlerinden uzaklaşanların aralarını bulup birbirlerine yaklaştırmaktır" buyurdu. Bezzâr'ın, Enes'ten bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Eyyûb'a: “Ey Ebû Eyyûb! Sana kazançlı bir ticareti haber vereyim mi?" diye sorunca, Ebû Eyyûb: “Olur ver" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Araları bozulan insanların arasını düzeltmen ve araları açılıp birbirlerinden uzaklaşanların aralarını bulup birbirlerine yaklaştırmandır" buyurdu. İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim, Abdullah b. Habîb b. Ebî Sâbit'ten bildiriyor: Muhammed b. Ka'b el-Kurazî ile beraber otururken adamın biri geldi. Çevredekiler ona: “Neredeydin?" diye sordu. Adam: “Araları bozuk olan bazı kişilerin arasını düzelttim" cevabını verince, Abdullah b. Ka'b: “Mücahitlerin ecri gibi ecir aldın" dedi ve: “Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur..." âyetini okudu. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mukâtil b. Hayyân: “...Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa..." âyetini açıklarken: “Burada sadaka vermek, borç vermek ve araları bozuk olan insanların arasını düzeltmek kastedilmektedir" dedi. Ebû Nasr es-Siczî, el-İbâne'de, Enes'ten bildiriyor: Bedevinin biri Hazret-i Peygamber'e (sallallahü aleyhi ve sellem) gelince Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: “Ey Bedevi! Yüce Allah bana Kur'ân'da: “Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz'" âyetini indirdi. Ey bedevi! Büyük mükâfattan kasıt Cennettir" buyurdu. Bunun üzerine Bedevi: “Bizi İslam'a eriştiren Allah'a hamd olsun" dedi. |
﴾ 114 ﴿