61

"Rablerinin azametinden korkup titreyenler, Rablerinin âyetlerine inananlar, Rablerine ortak koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri örpererek verenler, işte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler."

İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim, Hasan(-ı Basrî)'den bildirir: Mümin iyilik ile Allah korkusunu, münafık ise kötülük ile kendine güveni kendinde bir araya getirmiştir. Yüce Allah mümini tanımlarken: "Rablerinin azametinden korkup titreyenler, Rablerinin âyetlerine inananlar, Rablerine ortak koşmayanlar, Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler" buyurur. Münafık ise: "Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden ötürü bana verilmiştir..." der.

Firyâbî, Ahmed, Abd b. Humeyd, Tirmizî, İbn Mâce, İbn Ebi'd-Dünya Na'tu'l-Hâifîn'de, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim, Hâkim, İbn Merdûye ve Beyhakî Şuabu'l-îman'da Hazret-i Âişe'den bildirir: " Resûlallah! "Rablerinin azametinden korkup titreyenler" âyeti hırsızlık yapan, zina eden, içki içen; ama buna rağmen Allah'tan korkan kişiler hakkında mıdır?" diye sorduğumda, Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Hayır! Burada bahsi geçen kişiler; oruç tutan, namaz kılan, zekat veren; ama bunların kendilerinden kabul edilmeyeceği korkusunu taşıyan kişilerdir" karşılığını verdi.

İbn Ebi'd-Dünya, İbn Cerîr, İbnu'l-Enbârî Mesâhif de ve İbn Merdûye, Ebû Hureyre'den bildirir: Hazret-i Âişe: " Resûlallah! "Rablerinin azametinden korkup titreyenler" âyeti hata işleyip günaha bulaşanlar hakkında mıdır?" diye sordu. Başka bir lafızda: "Allah'tan korkarak günah işleyen kişiler hakkında mıdır?" şeklindedir. Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Hayır! Bunlar oruç tutan, zekat veren; ama buna rağmen kalpleri korkup titreyenler hakkındadır" karşılığını verdi.

Abdurrezzâk'ın bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini: "(Kalpleri ürpererek) vereceklerini verenler" şeklinde açıklamıştır.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Kalpleri ürpererek verenler" âyetini açıklarken: "Vermekten kasıt sadaka ve infaktır" demiştir.

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: (.....) âyetini: "Kalpleri ürpererek amelde bulunanlar" şeklinde açıklamıştır.

Firyâbî ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Ömer: "...Kalpleri ürpererek verenler" âyetini açıklarken: "Vermekten kasıt zekattır" demiştir.

Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Hazret-i Âişe: "...Kalpleri ürpererek verenler" âyetini açıklarken: "Bunlar, Allah'tan korkanlar ve ona itaat edenlerdir" demiştir.

Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr: "...Kalpleri ürpererek verenler" âyetini açıklarken: "Kıyamet gününde huzura çıkma ve kötü bir hesaptan dolayı kalpleri ürpererek vereceklerini verirler" demiştir.

Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Mücâhid: "...Kalpleri ürpererek verenler" âyetini açıklarken: "Mümin kişi kalbi ürpererek vereceğini verir" demiştir.

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî) ile Katâde: "...Kalpleri ürpererek verenler" âyetini okur ve: "Kalpleri ürpererek hayırlı amellerde bulunur, vereceklerini verirler" derlerdi.

İbnu'l-Mübârek Zühd'de, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): "...Kalpleri ürpererek verenler" âyetini açıklarken: "Öncekiler iyilik yaparlar, ancak yine de azaptan kurtulamama endişesi duyup bundan kalpleri ürperirdi" demiştir.

Abd b. Humeyd, İbn Ebî Müleyke'den bildirir: Hazret-i Âişe: "Şayet okuduğum âyet anladığım gibiyse bu benim için genç develere sahip olmamdan daha iyidir" deyince, İbn Abbâs ona: "Hangi âyet?" diye sordu. Hazret-i Âişe: "Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler" âyetidir" karşılığını verdi.

Saîd b. Mansûr ve İbn Merdûye, Hazret-i Âişe'den bildirir: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu âyeti 'gelirler' anlamına gelecek şekilde (.....)lafzıyla okudu.

Saîd b. Mansûr, Ahmed, Abd b. Humeyd, Buhârî Târih'de, İbnu'l-Münzir, İbn Eşte, İbnu'l-Enbârî Mesâhif de, Dârakutnî el-Efrâd'da, Hâkim ve İbn Merdûye, Ubeyd b. Umeyr'den bildirir: Âişe'ye: "Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mü'minûn Sûresi'nin 60. âyetini nasıl okurdu? (.....) lafzıyla mı yoksa (.....) lafzıyla mı?" dedim. Aişe: "Hangisi daha çok hoşuna giderdi?" diye sorunca: "Canım elinde olana yemin olsun ki bu iki okuyuştan biri benim için dünya ve içindekilerden daha iyidir" dedim. "Hangisi?" diye sorunca: "(Gelirler anlamında olan) (.....) lafzı" karşılığını verdim. Bunun üzerine Âişe: "Şehadet ederim ki Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) de âyeti bu şekilde okurdu ve bu âyet bu şekilde nazil oldu. Ancak harfler daha sonra değiştirildi" dedi.

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler" âyetini açıklarken: "Allah'tan gelecek olan saadete önceden nail olurlar" demiştir.

61 ﴿