75

"Onlar bu sözü hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mî onu inkâr ediyorlar? Yoksa onda bir cinnet olduğunu mu söylüyorlar? Hayır; o, kendilerine hakkı getirmiştir. Onların çoğu ise haktan hoşlanmamaktadırlar. Eğer hak onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulunanlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler. Yoksa sen onlardan bîr karşılık mı istiyorsun? Rabbinin karşılığı daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun. Âhîrete inanmayanlar ise ısrarla yoldan çıkmaktadırlar. Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar."

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: "Onlar bu sözü hiç düşünmediler mi?" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Şayet Kur'ân'ı hakkıyla düşünüp akıl etselerdi onda kendilerini Allah'a karşı gelmekten alıkoyacak öğütler de bulurlardı."

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebû Sâlih: "Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkâr ediyorlar?" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Onu tanıdılar, ancak haset ve kinlerinden dolayı inkar ettiler" demiştir. "Eğer hak onların heveslerine uysaydı..." âyetini açıklarken de: "Burada Hak'tan kasıt Yüce Allah'tır" demiştir.

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik..." âyetini açıklarken: "Bundan kasıt, kendilerine peygamber gönderilmesidir" demiştir.

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: "...Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik..." âyetini açıklarken: "Bundan kasıt Kur'ân'dır" demiştir. "Yoksa sen onlardan bir karşılık mı istiyorsun?" âyetini açıklarken de: "Kendilerine getirdiğin bu risalete karşılık onlardan bir ücret mi istiyorsun ki sana inanmıyorlar?" demiştir.

Abdurrezzâk, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî): (.....) ifadesini 'ücret' olarak açıklamıştır."

Abd b. Humeyd, Mücâhid'den bildirir: "Yoksa sen onlardan bir karşılık mı istiyorsun?" âyeti ile önceki âyetlerde söylenenler Kureyş kafirleri hakkındadır."

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Âsim, "Yoksa sen onlardan bir karşılık mı istiyorsun? Rabbinin karşılığı daha hayırlıdır" âyetinde ilk 'karşılık' ifadesini (.....) lafzıyla elif'siz bir şekide, ikinci 'karşılık' ifadesini ise elif ile (.....) şeklinde okumuştur.

İbn Ebî Şeybe ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî), "Yoksa sen onlardan bir karşılık mı istiyorsun? Rabbinin karşılığı daha hayırlıdır" âyetini  (.....) lafzıyla okumuştur.

Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde: "Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun" âyetini açıklarken şöyle demiştir: "Eğriliği olmayan bir yola çağırıyorsun, anlamındadır. Bize anlatılana göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) karşılaştığı bir adama: "Müslüman ol" deyince Müslüman olmak adama zor geldi. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) adama: "Zor ve engebeli bir yolda olsan da karşına soyunu nesebini bildiğin biri çıksa, bu kişi seni gittiğin yoldan daha düzgün ve kolay olan bir yola davet etse onun peşinden gider miydin?" diye sorunca, adam: "Evet, giderdim" karşılığını verdi. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Muhammed'in canı elinde olana yemin olsun ki, şayet aynı şekilde devam edersen bilmelisin ki o dediğim yoldan daha çetin ve engebeli bir yolda olacaksın. Dediğimi dinlersen de seni o yoldan daha kolay ve rahat olan bir yola davet ediyorum" buyurdu. Yine bize anlatılana göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) karşılaştığı bir adama: "Müslüman ol" deyince Müslüman olmak adama zor geldi. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) adama: "Biri seninle konuştuğu zaman doğruyu konuşan, verdiğin emanete de riayet eden, biri de seninle konuştuğu zaman yalan konuşan, verdiğin emanete de ihanet eden iki oğlun olsa hangisini tercih ederdin?" diye sorunca, adam: "Benimle konuştuğu zaman doğruyu söyleyen, verdiğim emanete de riayet eden oğlumu tercih ederim" dedi.

Bunun üzerine Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Siz de Rabbinizin huzurunda işte bunlar gibisiniz" buyurdu.

Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Mücâhid: "Ahirete inanmayanlar ise ısrarla yoldan çıkmaktadırlar" âyetini açıklarken: "Hak yoldan sapmaktadırlar" demiştir.

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs: "...Yoldan çıkmaktadırlar" âyetini açıklarken: "Hak yoldan sapmaktadırlar" demiştir.

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc: "Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek..." âyetini açıklarken: "Başlarındaki sıkıntıdan kasıt, açlık ve kıtlıktır" demiştir.

75 ﴿