101

"Şüphesiz İbrahim de O'nun taraftarlarından idi. Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti. Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: «Siz neye tapıyorsunuz? Allah'ı bırakıp da birtakım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz? O hâlde, âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?» İbrahim, yıldızlara baktı ve «Ben hastayım» dedi. Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar. İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: «Yemez misiniz? Ne diye konuşmuyorsunuz?» Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi. Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi. İbrahim, şöyle dedi: «Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz? Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır.» Kavmi, «Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın» dedi. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık. İbrahim, şöyle dedi: «Ben Rabbime (O'nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir. Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.» Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik."

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre "Şüphesiz ibrahim de O'nun taraftarlarından idi"' âyeti, "Onun dinine mensub olanlardandı" mânâsındadır.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Mücâhid, "Şüphesiz İbrahim de O'nun taraftarlarından idi. Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti" âyetlerini: "Hazret-i İbrâhim, Hazret-i Nûh'un yolu ve sünneti üzerinde gidendi. O Rabbine içinde şüphe barındırmayan temiz bir kalple gelmişti" şeklinde açıklamıştır.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde, "Şüphesiz İbrahim de O'nun taraftarlarından idi. Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti" âyetlerini "Hazret-i İbrâhim onun (Hazret-i Nûh'un) dinindendi. Rabbine, kalbi şirkten arınmış bir şekilde geldi" şeklinde açıkladı. "Allah'ı bırakıp da birtakım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz? O hâlde, âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?" âyetlerini ise: "Yalancılık etmek için mi, Allah'tan başka tanrılar mı istiyorsunuz? Âlemlerin Rabbı hakkındaki zannınız nedir? Onun huzuruna başkasına ibadet etmiş olarak vardığınız vakit ne göreceğinizi zannedersiniz?" şeklinde açıkladı.

Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Saîd b. el-Müseyyeb, "İbrahim, yıldızlara baktı ve «Ben hastayım» dedi'" âyetini açıklarken şöyle dedi: "Hazret-i İbrâhîm'in doğmuş bir yıldızı görüp, dinini muhafaza etmek için hile yaparak «Ben hastayım» dedi."

İbn Ebî Hâtim'in Katâde'den bildirdiğine göre Araplar, tefekkür eden bir şahıs hakkında: "Yıldızlara baktı" derler. Bu bir Arap deyimidir.

İbn Ebî Şeybe, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre Dahhâk, "ibrahim, yıldızlara baktı ve «Ben hastayım» dedi" âyetini: "Hazret-i İbrahim, gökyüzüne bakıp: «Ben vebaya yakalandım» dedi" şeklinde açıkladı.

Abd b. Humeyd'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre (.....) âyeti: "Ben hastayım" demektir.

İbn Cerîr'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre (.....) âyeti: "Ben vebaya yakalanmışım" demektir.

Abd b. Humeyd'in Saîd b. Cübeyr'den bildirdiğine göre (.....) âyeti: "Ben vebaya yakalanmışım" demektir.

İbn Ebî Hâtim'in Süfyân'dan bildirdiğine göre (.....) âyeti: "Ben veba hastalığına yakalanmışım" demektir. O zamanda insanlar veba hastasından kaçarlardı.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Zeyd b. Eşlem der ki: Kralları, Hazret-i İbrâhim'e haber göndererek: "Yarın bizim bayramımızdır. Bizimle birlikte bayrama çık" diye haber gönderdi, o da doğmakta olan bir yıldıza baktı ve: "Bu yıldız ben hasta olacağım vakit doğar" dedi. "Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar."

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde, "Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar. İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: «Yemez misiniz? Ne diye konuşmuyorsunuz?» Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi. Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi. İbrahim, şöyle dedi: «Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz? Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır»" âyetlerini açıklarken şöyle dedi: Ondan kaçarak uzaklaştılar. Bunun üzerine Hazret-i İbrâhim onların ilâhları olan putlara yönelip: "Yemez misiniz? Neden konuşmuyorsunuz?" dedi ve yanlarına gidip onları kırdı. Kavmi koşarak gelince, Hazret-i İbrâhim: "Kendi elinizle yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz. Oysa Allah sizi de, kendi ellerinizle yaptığınız şeyleri de yaratmıştır" dedi. "Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık. İbrahim, şöyle dedi: "Ben Rabbime (O'nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir" Allah bu olay üzerine çok bekletmeden bu kavmi helak etmiştir. Hazret-i İbrâhim de: "Amelimle, kalbimle ve niyetimle Rabbime gideceğim" demiştir.

Abd b. Humeyd, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basrî) der ki: Hazret-i İbrâhim'in kavmi bir bayramları için çıkınca, Hazret-i İbrâhim'in de kendilerine katılmasını istediler. Hazret-i İbrâhim sırtüstü uzanıp: "Ben hastayım, çıkmaya gücüm yoktur" deyip gökyüzüne bakmaya başladı. Kavmi bayram için çıkınca da putlarına yönelip onları kırdı."

İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre âyette geçen (.....) kelimesi, koşmak mânâsındadır.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir'in Mücâhid'den bildirdiğine göre âyette geçen  (.....) kelimesi, hızlıca gitmek mânâsındadır.

İbn Ebî Şeybe, Abd b. Humeyd ve İbnu'l-Münzir'in Dahhâk'tan bildirdiğine göre âyette geçen (.....) kelimesi, koşmak mânâsındadır.

Buhârî Halk Efâli'l-İbâd'da, Hâkim, Beyhakî el-Esmâ ve's-Sifât'ta ve Diyâ, Huzeyfe'den bildirir: Allah'ın Resulü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Şüphesiz Allah her bir saniî (yapıcıyı) ve sanatını (onun yaptığını) yaratandır" buyurup: "Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır" âyetini okudu.

İbn Cerîr'in bildirdiğine göre Süddî, "Kavmi, «Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın» dedi" âyetini açıklarken şöyle dedi: Hazret-i İbrâhim'i bir evde hapsettiler ve onun için odun toplamaya başladılar. Hatta bir kadın hasta olunca: "Eğer Allah bana şifa verirse, İbrâhim için odun toplayacağım" derdi. O kadar çok odun topladılar ki, bu odun yakıldığı zaman verdiği ısıdan üzerinden uçan kuşlar bile yanıyordu. Hazret-i İbrâhim'i alıp bir kulenin üzerine çıkardılar. Hazret-i İbrâhim başını gökyüzüne kaldırınca, gökyüzü, yeryüzü, dağlar ve melekler: "Ey Rabbimiz! İbrâhim Senin yolunda yakılacak" dediler. Yüce Allah: "Ben onun halini biliyorum. Eğer sizi çağırırsa ona yardım ediniz" buyurdu. Hazret-i İbrâhim, başını gökyüzüne kaldırınca: "Allahım! Sen gökyüzünde tek'sin, ben de yeryüzünde (Müslüman olan) tek kişiyim. Yeryüzünde, benden başka sana ibadet eden yoktur. Allah bana yeter, O ne güzel vekildir" dedi. Onu ateşe attıklarında, Yüce Allah: "Ey ateş! ibrahim'e karşı serin ve zararsız ol" buyurdu.

İbnu'l-Münzir'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre Hazret-i İbrâhim, "Ben Rabbime (O'nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir" sözünü, hicret ettiği zaman söylemiştir.

İbn Ebî Hâtim'in Süddî'den bildirdiğine göre, (.....) âyeti: "Ey Rabbim! Bana salih bir çocuk ver" mânâsındadır.

Abd b. Humeyd ve İbn Ebî Hâtim'in Hasan(ı Basrî)'den bildirdiğine göre "Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik" âyetinde müjdelenen çocuk, Hazret-i İshâk'ın doğumudur.

Abd b. Humeyd, Mücâhid'den aynı rivâyette bulunmuştur.

Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde, "Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik" âyetini açıklarken şöyle dedi: "Hazret-i İbrâhim, Hazret-i İshâk'la müjdelenmiştir. Yüce Allah, Hazret-i İbrâhim ve Hazret-i İshâk dışında hiç kimseyi uysallık sıfatlarıyla övmemiştir."

İbn Ebî Hâtim'in Şa'bî'den bildirdiğine göre "Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik" âyetinde müjdelenen çocuk Hazret-i İsmâil'dir. Yüce Allah bundan sonra Hazret-i İbrahim'i, Hazret-i İshâk'ın peygamberliğiyle müjdelemiştir.

Abdurrezzâk ve İbnu'l-Münzir'in Zührî vasıtasıyla, Kâsım'dan bildirdiğine göre İbn Abbâs, "Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik" âyetinde müjdelenen çocuğun Hazret-i İsmâil olduğunu söylemiştir. Bu, Minâ'da olmuştur. Ka'b ise, müjdelenen çocuğun Hazret-i İshâk olduğunu ve bu müjdenin de Beytu'l- Makdis'te gerçekleştiğini söylemiştir.

Saîd b. Mansûr ve İbnu'l-Münzir'in, Muhammed b. Ka'b'dan bildirdiğine göre "Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik" âyetinde müjdelenen çocuk Hazret-i İsmâil'dir.

İbn Cerîr'in İkrime'den bildirdiğine göre "Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik" âyetinde müjdelenen çocuk Hazret-i İshâktır.

İbn Ebî Şeybe ve İbnu'l-Münzir'in Ubeyd b. Umeyr'den bildirdiğine göre "Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik"' âyetinde müjdelenen çocuk Hazret-i İshâk'tır.

101 ﴿