166"(Melekler derler ki:) Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız, şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz." Abdurrezzâk, Abd b. Humeyd ve İbn Cerîr'in İbn Abbâs'tan bildirdiğine göre "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz" sözlerini söyleyen meleklerdir. Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbnu'l-Münzir, Mücâhid'den aynı rivâyette bulunmuştur. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre İkrime: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz" sözlerini söyleyen Cibril'dir, demiştir. Ebu'ş-Şeyh'in el-Azame'de bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr der ki: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz" sözlerini söyleyen meleklerdir. Semada hiçbir yer yoktur ki, orada kıyamet gününe kadar secde eden veya kıyamda duran bir melek olmasın." Muhammed b. Nasr el-Mervezî, Kitâbu's-Salât'ta, İbn Cerîr, İbn Ebî Hâtim, Ebu'ş-Şeyh ve İbn Merdûye'nin Hazret-i Âişe'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Semada üzerinde secde eden yahut ayakta duran (namaz kılan) bir meleğin bulunmadığı bir ayak basacak kadar bir yer dahi yoktur. "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz" sözlerini söyleyen meleklerdir. " Muhammed b. Nasr ve İbn Asâkir'in Alâ b. Sa'd'dan bildirdiğine göre Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün yanında oturanlara: "Gök gıcırdıyor ve gıcırdaması da hakkıdır. Zira semada, rükûda olan veya secde eden bir meleğin bulunmadığı bir ayak basacak kadar bile yer yoktur" buyurduktan sonra, "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz" âyetlerini okudu. Abdurrezzâk, Firyâbî, Saîd b. Mansûr, Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l- Münzir, İbn Ebî Hâtim, Taberânî ve Beyhakî Şu'abu'l-îman'da, İbn Mes'ûd'un şöyle dediğini bildirir: "Göklerde öyle bir gök vardır ki orada bir meleğin alnı veya iki ayağı olmayan bir karış yer yoktur" dedikten sonra "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz" âyetlerini okudu. Abd b. Humeyd'in bildirdiğine göre Mücâhid, "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz" âyetlerini açıklarken şöyle dedi: "Gök gıcırdıyor ve o gıcırdaması sebebiyle kınanmaz. Zira göklerde öyle bir gök vardır ki orada bir meleğin alnı veya iki ayağı olmayan bir karış yer yoktur." Tirmizî, İbn Mâce ve İbn Merdûye'nin Ebû Zer'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Gerçekten ben sizin görmediklerinizi görüyor, duymadıklarınızı duyuyorum. Sema gıcırdıyor, gıcırdaması da hakkıdır. Çünkü orada yüce Allah'a secde etmek için alnını koyan bir meleğin bulunmadığı dört parmaklık bir yer dahi yoktur. " İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Hakîm b. Hizâm der ki: Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yanındayken: "Benim duyduğumu duyuyor musunuz?" diye sordu. Biz: "Ey Allah'ın Resûlü! Ne duyuyorsun?" diye sorunca, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Semânın gıcırdamasını duyuyorum ve o gıcırdadığı için kınanamaz. Çünkü orada yüce Allah'a rükû eden veya secde eden bir meleğin bulunmadığı bir ayak basacak kadar bir yer dahi yoktur" buyurdu. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde der ki: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır" âyeti nazil oluncaya kadar erkekler ve kadınlar birlikte namaz kılarlardı. Bu âyet nazil olunca erkekler öne, kadınlar da arkaya geçtiler. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Zeyd b. Mâlik der ki: "İnsanlar dağınık şekilde namaz kılıyorlardı. "Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız"' âyeti nazil olunca saf tutarak namaz kılmaları emredildi. Abdurrezzâk Musannef'te ve İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc der ki: "Bana ulaştığına göre"Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız" âyeti nazil oluncaya kadar sahabe namazda saf oluşturmazlardı. İbn Ebî Hâtim, İbn Cüreyc vasıtasıyla, Velîd b. Abdillah b. Ebî Muğîs'in: "Bana bildirildiğine göre "Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız" âyeti nazil oluncaya kadar sahabe namazda saf oluşturmazlardı" dediğini bildirir. Abdurrezzâk Musannef’te Hasan(ı Basrî'nin) şöyle dediğini bildirir: Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) kıldığı ilk namaz öğle namazıdır. Cibrîl kendisine gelip, "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz" dedi. Cibrîl öne Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) onun arkasına geçti, sonra insanlar Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem), kadınlar da erkeklerin arkasında saf tuttular ve onlara öğle namazını dört rekat olarak kıldırdı. İkindi olunca Cibrîl aynı şeyi yaptı, sonra Güneş batınca gelip onlara üç rekat (akşam) namazı kıldırdı ve ilk iki rekatta açıktan okudu, üçüncü rekatta ise okuması duyulmadı. Yatsı olup şafak kaybolunca Cibrîl gelip insanlara dört rekat namaz kıldırdı. Bu dört rekatın iki rekatında açıktan okudu. O gecenin sabahında ise gelip iki rekat namaz kıldırdı ve açıktan okuyarak okumasını uzun tuttu. İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Enes der ki: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza kalktığı zaman: "Safları düzgün ve sıkı tutun. Şüphesiz Allah sizin de, meleklerin Rabbleri huzurunda durdukları gibi durmanızı ister" deyip, "Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz" âyetlerini okurdu. Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Ebû Nadra der ki: Hazret-i Ömer namaza kalktığında: "Saflarınızı düzgün tutunuz. Ey falan ilerle, ey falan gerile! Saflarınızı düzgün tutunuz. Şüphesiz Allah sizin de, meleklerin Rabbleri huzurunda durdukları gibi durmanızı ister" deyip, "Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz'" âyetlerini okurdu. İbn Ebî Şeybe, Müslim, Ebû Dâvud, Nesâî ve İbn Mâce'nin bildirdiğine göre Câbir b. Semure der ki: Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Niçin meleklerin Rabbleri huzurunda saf saf durdukları gibi siz de saf saf dizilmiyorsunuz?" buyurunca Biz: "Ey Allah'ın Resûlü! Melekler Rabbleri huzurunda nasıl saf saf dururlar?" diye sorduk. Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Onlar ilk safları tamamlarlar ve saffı sık tutarlar." Müslim'in Huzeyfe'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Üç şeyle diğer insanlardan üstün kılındık: Saflarımız meleklerin safı gibi kılındı, yeryüzü bizim için meseid kılındı. Su bulamadığımız zaman yeryüzünün toprağı bize temizleyici kılındı. " ibn Ebî Şeybe'nin Enes'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Saflarınızı düzgün ve sık tutunuz. Çünkü ben sizi arkamdan görüyorum." Enes der ki: "Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) böyle söyleyince, sahabenin omzunu yanındakinin omzuna, ayaklarını da yanındakinin ayağına yapıştırdığını gördüm." İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Nu'mân b. Beşîr der ki: Resûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem), okların düzeltildiği gibi safları düzelttiğini gördüm. Bir gün bir adamın göğsünün saftan ileriye çıkmış olduğunu görünce: "Ya saflarınızı düzeltirsiniz yahut Allah yüzlerinizi başka başka taraflara çevirir" buyurdu. Ahmed, İbn Ebî Şeybe, Hâkim ve Diyâ'nın bildirdiğine göre Berâ b. Âzib der ki: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Saflarınızı düzgün tutun. Şeytan evladu'l-Hazef gibi aranıza girmesin" buyurunca: "Ey Allah'ın Resûlü! Evladu'l-Hazef nedir?" diye soruldu. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Yemen'de bulunan siyah (.kuyruğu ve kulağı olmayan) koyundur" buyurdu. İbn Ebî Şeybe'in bildirdiğine göre Ebû Mes'ûd der ki: Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) namazda omuzlarımıza dokunur ve: "Düzgün durun, karışık durmayın ki kalpleriniz de karmakarışık olmasın" buyururdu. İbn Ebî Şeybe'nin Enes'ten bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Saflarınızı düzgün tutunuz. Zira safların düz olması namazın güzel olmasını sağlayan hususlardan biridir" buyurdu. İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Ebû Mûsa el-Eş'arî der ki: Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) bize hutbe verip sünnetimizi açıklayarak ve namazımızı öğreterek: "Namaz kıldığınız zaman saflarınızı düzgün tutunuz" buyurdu. İbn Ebî Şeybe'nin Ebû Saîd el-Hudrî'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Namaza kalktığınız zaman saflarınızı düzgün tutunuz ve açıkları kapatınız. Çünkü ben sizi arkamdan görüyorum." İbn Ebî Şeybe'nin Atâ'dan bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Saftaki bir açığı kapatanı, Allah bir derece yükseltir ve ona Cennette bir ev yapar" buyurdu. İbn Ebî Şeybe'in Ebû Saîd'den bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Allah şu üç kişiye güler (memnun olur): Namaz için saf tutan topluluğa, arkadaşlarının ötesinde savaşan adama ve gece karanlığında (ibadet için) kalkan adama." İbn Ebî Şeybe'nin Ebû Hureyre'den bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Saflarınızı düzgün tutunuz, rükû ve secdelerinizi güzelce yapınız" buyurdu. İbn Ebî Şeybe'nin bildirdiğine göre Hazret-i Ali: "Saflarınızı düzgün tutunuz ki kalpleriniz düzgün olsun. Birbirinize kenetleniniz ki birbirinize merhametli olasınız" demiştir. Muhammed b. Nasr'ın bildirdiğine göre Ebû Sâlih der ki: "Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tövbenizi kabul etmiştir..." âyeti nazil olunca, Cibrîl: "Bu size zor mu geldi?" diye sordu. Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Evet" cevabını verince, Cibrîl: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz" dedi. Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in Katâde'den bildirdiğine göre, "Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız" âyetindeki saftan kasıt semada (melekler tarafından) oluşturulan saflardır. "Şüphesiz biz (Allah'ı) tesbih edip yüceltenleriz" âyetinden kastedilen ise, meleklerin: "Biz namaz kılanlarız" demesidir. Melekler bu sözleriyle ibadetteki konumlarını övmektedirler." |
﴾ 166 ﴿