179"(Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: «Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlâslı kullar olurduk.» Fakat (kitap gelince) onu inkâr ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler. Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti: «Onlara mutlaka yardım edilecektir. Şüphesiz ordularımız galip gelecektir.» O hâlde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir. Gözetle onları, yakında onlar da görecekler. Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar? Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur! Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir. (Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler." İbn Cerîr ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs, "(Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlâslı kullar olurduk'" âyetlerini açıklarken şöyle dedi: "Mekke müşriklerine öncekilerin durumunu hatırlatan ve sonrakilerin bilgisini veren (bunu bildiren) Kitap (Kur'ân) gelince, inkar ettiler. Bu sebeple yüce Allah: "Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler" buyurdu. İbnu'l-Münzir'in bildirdiğine göre İbn Cüreyc, "(Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlâslı kullar olurduk'" âyetlerini açıklarken şöyle dedi: "Bu sözü, Mekke müşrikleri söyledi. Onlara, öncekilerin durumunu hatırlatan ve sonrakilerin bilgisini veren (bunu bildiren) kitap (Kur'ân) gelince, inkar ettiler." Abd b. Humeyd, İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Katâde, "(Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlâslı kullar olurduk" âyetlerini açıklarken şöyle dedi: "Onlar, Hazret-i Muhammed gönderilmeden önce böyle demişlerdi. Hazret-i Muhammed gönderilince ise onu inkar ettiler. Bu sebeple yüce Allah: "Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler" buyurdu. "Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti" âyetinde geçen sözden kasıt, Allah'ın, peygamber olarak gönderdiği peygamberlerine yardım edeceği sözüdür." İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Süddî, "Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti" âyetini açıklarken şöyle dedi: "Peygamberler, kendilerine yardım edildiği halde öldürülürlerdi. Müminler de kendilerine yardım edildiği halde öldürülürlerdi. Onlara dünya ve âhirette deliller verilerek yardım edilmiştir. Öldürülen her peygamber ve hakka davet eden mümin bir topluluk olduğu zaman, onlar gidince Allah bir kavim gönderir ve onların intikamını alır." Abd b. Humeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Ebî Hâtim'in Katâde'den bildirdiğine göre "O hâlde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir" âyetindeki süreden kastedilen ölümdür. "Onlar da yakında görecekler" âyetini ise: "Görmenin kendilerine fayda sağlamayacağı zamanda görecekler" mânâsındadır. İbn Ebî Hâtim'in Zeyd b. Eslem'den bildirdiğine göre "O hâlde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir" âyetindeki süreden kastedilen, kıyamet gününe kadar olan süredir. İbn Cerîr ve İbn Ebî Hâtim'in Süddî'den bildirdiğine göre "O hâlde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir" âyetindeki süreden kastedilen Bedir günüdür. (.....) kelimesi, yurtları mânâsındadır. (.....) âyeti ise: "Onların sabahı ne kötüdür" mânâsındadır. Cuveybir'in bildirdiğine göre İbn Abbâs der ki: "Müşrikler: "Ey Muhammed! Bize kendisiyle korkuttuğun azabı göster ve onu acele getir" deyince, "Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar?" âyeti nazil oldu. Ahmed, Buhârî, Müslim, İbnu'l-Münzir, İbn Ebî Hâtim ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Enes der ki: Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem) Hayber'e gittiğinde, onlar da beraberlerinde çapaları, kazmaları bulunduğu halde tarlalarına çıkıyor iken: "Muhammed ve ordusu geldi" dediler. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): "Allahu ekber, Hayber harab oldu. Çünkü biz bir kavmin sahasına indiğimiz zaman o uyarılvp korkutulanların sabahı çok kötü olur" buyurdu. Hayber'in dışında olan eşekleri ele geçirip keserek pişirdik. Bunun üzerine Allah'ın Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem): "Allah ve Resûlü, ehli eşek etini yemenizi yasaklıyor, çünkü o, şeytanın işlerinden bir pisliktir" buyurdu. İbn Ebî Hâtim'in Mücâhid'den bildirdiğine göre (.....) âyeti: "Onlardan yüz çevir" mânâsındadır. İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Zeyd b. Esleın, "(Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler"' âyetini açıklarken şöyle dedi: "Yakında görecekler, sözünden kastedilen vakit, kıyamet günüdür. Kıyamet günü Allah'ın emirlerine karşı nasıl tavır takındıklarını, Allah'ı, Peygamberini ve Kitabını inkar ettiklerini görecekler." |
﴾ 179 ﴿