64

Dünya hayatında da âhirette de onlara müjde vardır. Allah'ın sözlerinde asla değişme yoktur. İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.

Dünya hayatında da âhirette de onlara müjde vardır.” Bu müjde yüce Allah'ın, emir ve yasaklarına bağlı olarak hareket eden ve takva sâhibi kimselerin Kur’ân’ın birçok yerinde vadedilen müjdelerdir. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) den rivâyete göre buradaki müjdeden kasıt,

“Müslüman tarafından görülen veya ona gösterilen sâlih rüyadır.” Bak. Tirmizî, 2275/375. İbn Mâce, 3898

Bir başka hadislerinde de Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: “Nübüvvet son buldu Geride. Sadece müjdeler yani sevindirici sâlih ve güzel rüyalar kaldı.” İbn Mâce, 3896, Ahmed İbn Hanbel, Müsned;6/381

Başka bir hadiste de şöyle buyurulmaktadır:

“Sâlih rüya nübüvvetin yani peygamberliğin 46 cüzünden yani bölümünden bir parçasıdır.” Tirmizî,2278/2372-2373. Ahmed İbn Hanbel, Müsned;4/12-13

Bunun böyle belirtilmiş olmasının nedeni, şu gerçeğe dayanmaktadır. Bilindiği üzere vahiy süresi 23 yıl devam etmiştir. Bu 23 yıllık sürenin ilk altı ayında ise rüya hâlinde uyarma görevi ile emredilmiş olmasıdır. Dolayısıyla 23 yıllık süre, içerisinde altı aylık süre, 46 da bir parça olmuş olur.

Yahut da bu, halkın kendisini sevmesi ve halk tarafından güzel olarak yadedilemesi demektir. Ya da bu kimselere, ölümleri sırasında cennetteki yerlerinin gösterilmesi suretiyle müjde ile sevindirilmeleri demektir.

(.......) Allah'ın sözlerinde asla değişme yoktur.”

Yüce Allah ne verdiği sözlerinden, ne yaptığı vaatlerinden döner. Bunlar için asla bir değişiklik yoktur. “İşte bu,”

Yani hem bu dünyada ve hem âhirette müjde ile sevinmeleri ve sevindirilmeleri olayı bu kimseler için, “İşte bu, büyük kurtuluşun ta kendisidir.” Her iki cümle de parantez cümlesidir. Artık parantez cümlesinden sonra bir kelamın ya da cümlenin gelmesi gerekmez. Meselâ: “Filân kişi gerçeği konuşur, gerçek yani hak da parlaktır ve susturucudur.” İfadesi gibi.

64 ﴿