65(Rasûlüm) Onların (inkârcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah'ındır. O, işitendir, bilendir. “(Rasûlüm) Onların (inkârcıların) sözleri seni üzmesin.” Seni yalanlamaları, tehditleri, seni ortadan kaldırmak için kurduklar, kurmaya çalıştıkları pları ve tuzakları, getirdiğin davayı geçersiz kılmak ve iptal etmek için olan girişimleri hiçbir zaman seni üzmesin. “Çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah’ındır.” Bu cümle talil yani sebep anlamında istinaf cümlesidir, yeffi bir cümledir. Sanki: “Neden üzülmeyeyim?” denir gibi. Bunun üzerine şöyle denildi: “Şüphesiz izzet Allah'ındır.” Yani üstünlük Allah'ın mülkünde bütünüyle Allah'a âittir. Göklerde olsun, yerde olsun hiçbir güç hiçbir şeye sahip değiller. Ne bunlar ve ne de bunlardan başkalan, hiçbirisi bir varlık sâhibi değiller. Allah onların hepsine galiptir, onların hepsinin üstünde güç ve izzet sâhibidir. Onlara karşı sana yardım edecek ve seni zafere erdirecektir. Nitekim yüce Rabbim şöyle buyurmaktadır: “Allah ezeli bilgisinde: Bana karşı düşmanlıkta bulunanlar hakkında elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz'diye yazmıştır.” Mücadele, 21 Bir başka âyette de şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz peygamberlerimize ve... elbette yardım ederiz.” Mü’min, 51 Ya da her Azîz ya da güçlü sadece Allah'ın gücü sayesinde güç kazanabilir. O Allah seni destekleyecek, sana güç verecek, senin dini güçlendirecek ve senin ailene, taraftarlarına yardımda bulunacaktır. Bu âyette, (.......) ifadesi üzerinde vakfetmek lazımdır, burada durmak gereklidir. Tilâvet sırasında bu cümle üzerinde durulmalıdır ki, (.......) kavli kâfirlerin söyledikleri bir söz olduğu gibisinden bir mana anlaşılmamış olsun, (.......) ise hâldir. “O, işitendir, bilendir.” Ne yapmak istediklerini, ne düşündüklerini, neyin üzerinde kararlı olarak durduklarını en iyi bilen Allah'tır ve O onları bu yaptıklarına göre cezâlarıdıracaktır. |
﴾ 65 ﴿