66İyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa yalnız Allah'ındır. (O hâlde) Allah’tan başka ortaklara tapanlar neyin adına düşüyorlar! Şüphesiz onlar, zandan başka birşeyin ardına düşmüyorlar ve onlar sadece yalan söylüyorlar. “İyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa yalnız Allah'ındır.” Burada göklerde ve yerde diye kendilerinden söz edilenler, akıl sâhibi olan varlıklardır ki bunlar da, melekler, cinler ve insanlardır. Bu âyette özellikle akıl sâhibi varlıklar olan bunların ele alınmış olması, bunların Allah'a âit olduklarını, Onun mülkünde yaşadıklarını kendilerine bildirmek ve duyurmak içindir. Dolayısıyla konum ve güçleri böyle olanların Rablık ya da ilahlık iddiasına kalkışmaları asla doğru değildir ve buralarda Ona ortak koşmaları da uygun değildir, olmaz ve olamaz. Dolayısıyla onların ötesinde olan, onların hiçbir zaman akıl erdirmeyecekleri bir varlık olan zata karşı denk tutmaları ve ortak kabul etmeleri doğru olmaz, kimse Ondan başka buna layık değildir. “(O hâlde) Allah’tan başka ortaklara tapanlar neyin adma düşüyorlar” Burada geçen, (.......) edatı olumsuzluk bildirir. Yani,” bunlar aslında ve gerçek manada ortak koştuklarına uymuyorlar, gerçi bunian şerikler olarak âdlarıdmyorlar ama bu, onların söyledikleri gibi değildir. Çünkü Rububiyet noktasında bunların ilâhlıkta ortaklıkları muhâldir, asla olası değildir. “Şüphesiz onlar, zandan başka birşeyin ardına düşüyorlar” bunlar Allah'ın şerik ve ortaklarıdır türünden olan boş zanlarından ibârettir, başka değil. “Ve onlar sadece yalan söylüyorlar.” Böyle takdir ediyorlar. Bâtıl bir değerlendirme sonucu, bunların Allah'ın ortakları olduğu iddiasına kalkışıyorlar. Ya da buradaki ifade bir soru ifadesidir: “ Yani “Bunlar neye tabi oluyorlar, ne yapmak istiyorlar?” demek olur. Bu durumda, (.......) kelimesi, (.......) fiiliyle mensûbtur, ilk duruma göre ise, (.......) fiili ile mensûbtur. Bu durumda bu, şöyle olmalıdır: “Allah'tan başkasını şerik edinerek neye uymaktadırlar?” Ancak burada, (.......) kelimesi ikinci bir (.......) kelimesinin var olduğunu mana itibariyle içerdiğinden, buna delalet ettiğinden dolayı sadece bir tanesiyle yetinilmiş oldu. Mahzûf olan ise, (.......) kelimesinin mefulüdür veya, (.......) üzerine ma'tûf olan bir mevsûledir. Sanki şöyle denilir gibidir: “Allah'tan başka şerik olarak çağınp peşine takıldıkları da Allah'a âittir.” Yani bunların şirk koştukları da Allah'ındır, Onun tarafından yaratılmadır, Onun mülküdür. Yüce Allah daha sonra da kendi yüce ve muazzam olan kudretine, kullarına karşı nimetlerinin oldukça geniş ve kapsamlı olduğuna aşağıda gelen şu âyetle dikkat çekiyor: |
﴾ 66 ﴿