94Rasûlüm! Eğer sana indirdiğimizden (bu anlattığımız olaylardan) kuşkuda isen, senden önce kitab'ı (Tevrâtı) okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmiştir. Sakın şüphecilerden olma! “Rasûlüm! Eğer sâna indirdiğimizden (bu anlattığımız olaylardan) kuşkuda isen, senden önce kitab'ı (Tevrâtı) okuyanlara sor.” Yüce Allah İsrâ'il oğulları ile ilgili olarak burada bunlardan söz edince, ki bunlar aynı zamanda ehli kitap idiler. Burada ilmin onlara geldiği ifadesiyle, onları kendilerine ilim gelenler olarak nitelemiştir. Çünkü Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Resûlüllah olduğuna dair Tevrât ve İncîl'de yazılı bulunuyordu. Bu itibarla Kitap ehli Yahûdî ve Hıristiyanlar kendi öz oğullarını tanıdıkları kadar Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ü tanıyorlardı. Burada, onların bu bilgilerinin aynı zamanda Kur'ân’ın Allah tarafından gönderilen doğru bir kitap, Hazret-i Muhammed'in nübüvvetinin sahih olduğu gerçeğini de tekit ve teyit etmektedir. Bu hususta daha da ileri giderek şöyle buyuruluyor: “Var sayalım ve takdir edelim ki sende de bir şüphe doğdu. - Yani Herhangi bir kimse bir konuda bir şüpheye düşerse, bunun yolu, meselesini çözümleyebilmek için hemen dini kurallara ve onun delillerine başvurur ve bu alarıdaki ilim adamlarının incelemelerine gider, sen de öyle yap demek gibi- Bu takdirde hemen Kitap ehlinden olan alimlere bu işi sor. Çünkü onlar sana indirilen şeyin doğruluğunu ve sıhhatini iyi bilirler. Kaldı ki onlar senden başka kendilerine gelip başvuran kimselerin de zorluklerini çözüme bağlamaktadırlar.” Bundan gaye, Yahûdî din bilginlerinin, Resûlüllahne indirilenlerin sıhhati ve doğruluğu konusunda kesin bilgi sâhibi oldukları, bu özellikte oldukları gerçeğini belirtmektir. Yoksa bu hususta Resûlüllah kesinlikle bir şüphe sahip değildir, bu manada bir vasıfla nitelenmemektedir. Daha sonra âyet şöyle devam ediyor: “Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmiştir.” Yani sen de, tanık olduğun ve kesin olarak bildiğin gibi bu hak, sendeki apaçık mu'cize ve delillerle, parlak ve reddi, inkârı mümkün olmayacak burhanlarla zaten sabit olmuştur: “Sana gelen ve verilen şey haktır, gerçektir. Bunda asla şüpheye yer yoktur.” (.......) Sakm şüphecilerden olma!” Burada atıf sebebiyle vakfetmek yoktur. |
﴾ 94 ﴿