107Eğer Allah sana bir zarar, dokundurursa onu yine O'ndan başka girecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, o'nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrım kullarından dilediğine eriştirir. Ve o bağışlayandır, merhamet edendir. (.......) “Eğer Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, Onun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar Onun bu rahmetini önleye bilirler mi?” (Zümer,38) Dikkat edilirse iki âyetten birinde “Eriştirmek, erdirmek, isabet ettirmek” manalarına gelen kelimeyi zikretmiş, bu âyette bu kelime kullanılmış, Zümer süresindeki âyette ise, “Muradetmek, dilemek” manalarına gelen kelime zikredilmiştir. Yani buradaki âyette, (.......) ve (.......) fiili zikredilmiştir. Sanki böylece yüce Allah her iki şeyi de murad etmeyi zikrediyor gibidir. Çünkü muradetme ve isabet ettirme zarar ve iyilik vermenin her birinde de vardır. Dolayısıyla yüce Allah'ın bu iki şeyi muradettiği zaman, bu ikisin geri çevirebilecek bir kimse ve güç yoktur. Aynı şekilde bu ikisini isabet ettirdiklerinden de yine onları izale edebilecek, ortadan kaldırabilecek yoktur. Sadece bu (.......) yani dokundurma ifadesini zikretmekle cümleyi daha öz ve veciz olarak ortaya koymuştur. Bu ise, ikisinden birinde, “İsabet” kelimesi ile, diğerinde ise, “İrâde” kelimesiyle anlatılmıştır. Böylece söylenmemiş olan şey hatırlarısın, ona da delalet etsin diye zikredilmiştir. Meselâ yüce Rabbimizin; (.......) âyetinde hayrın, iyiliğin isabeti zikredilmiştir. |
﴾ 107 ﴿