22 «Göğü üzerinize bina edip semadan indirdiği su ile rızıklanmanız için çeşitli nimetler vücuda getiren, yeri de sizin için döşek yapan Rabbinize muti olup ibadet edin.» İbn Abbas (radıyallahü anh)'dan rivayet edilmiştir. -Her gök birbirinin üzerinde kubbe gibi yaratılmıştır. Birinci sema ile yer arasında bir münasebet vardır. Gökten tatlı sular indirip o sular sebebiyle kudret hazinesinden çeşitli nimetler vücuda getiren, rızık olarak size veren Rabbinize itaat edin. Fazlı keremini size böyle ihsan etti. Siz hiç bir şeyi ona ortak tutup verilen nimetlere nankörlük etmeyin. Siz de biliyorsunuz ki, bütün varlıkların yaratıcısı odur. O'ndan başkası bir nesne yaratmaya asla kadir değildir. Denilmiştir ki, her nesne bu dünyada meydana gelir. Her nesnede bir nişan vardır ki, dört veçhile yaratıcısına işaret eder: 1- Bütün varlıkların mevcudiyeti bir yaratıcının varlığına delâlet eder. Mevcudatın kendiliğinden var olması mümkün değildir. Hepsinin bir yaratanı vardır. Bu bina kendiliğinden oldu, bu elbise terzisiz dikildi demek mümkün değildir. Mutlaka bunların bir yapanı vardır. Böyle basit şeyler ustasız olmuyor, bu muazzam kâinat nasıl olur da ustasız meydana gelir. Kendiliğinden meydana gelmesi mümkün mü? Hayır asla mümkün değildir. Her mevcut bir yaratıcının varlığını isbat ediyor. En basit varlıklar yapıcısının varlığına işaret ettiği halde, yer ile göğün yaratanın varlığına işaret etmemesi mümkün mü? Elbette mümkün değil. 2- Yaratılanların yaratıldığı gibi sabit kalmaları yaratıcının varlığına delâlet eder. Yaratıcının bir olduğunu gösterir. Yaratıldığından beri geceyle gündüz birbirini takip eder, durur. Biri gelir, biri gider. Mevsimler bir nizam dahilinde birbirini takip eder. Meyveler olur, çiçekler rengârenk açılır, vakti gelince ekinler olur. Her nebatat yaratıldığından beri aynı özelliği muhafaza eder. Bütün bu nizam ve intizam, her şeyin bir ölçü dahilinde seyretmesi, yaratanın bir olduğuna delâlet etmez mi? Elbette eder. Şayet Yaratıcı iki olsaydı, bu nizam allak bullak olurdu. Nitekim Yüce Allah şu âyette: (......) buyurmuştur. «Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilâh olsaydı, her ikisi de harap olur giderdi» (Enbiyâ: 22). Bu âyet-i celîle Yaratıcı'nın bir olduğunu açıkça isbat ediyor. Yüce Allah'ın yardımcıya, ortağa ihtiyacı yoktur. -Ol» emrini verdi mi her şey o anda olur. 3. Yaratılan varlıkların cinsleri ve şekilleri başka başkadır. Hiç biri birbirine benzemez. Her varlık nasıl yaratılmışsa onun devamı da aynıdır. Dünyanın sonuna kadar da aynı şekilde devam edecektir. Çünkü bugüne kadar aynısı devam etmiştir. Bütün bunlar Yaratıcı'nın var olduğunun delilidir. Çeşit çeşit varlıkları vücuda getiren Yaratıcı elbette bunların keyfiyetinden de haberdardır. Bu da O'nun bir olduğunun alâmetidir, usta bir hattata kalem tutmayıbilir misin diye sormak ahmaklıktır. Âlemlerin halikının ilmi bütün varlıkları ihata etmiştir. Her şey Onun bilgisi dahilindedir. 4. Bütün varlıklar bir ölçü içinde yaratılmıştır. Hiç birinde en küçük bir noksanlık yoktur. Bunların noksansız oluşu, Allah'ın Hâlık, Kadir ve Kadîm olduğunun delilidir, Dağlar, taşlar, yerler, denizler ve içindekiler hep birden Allah'ın birliğine işaret eder. Bunların yaratıcısı yalnız Allah'tır. Başkasını hâak kabul etmek muhaldir. Cihanın kadîm olduğunu söylemek de akıl işi değildir. Zira birşey kendini yaratamaz. Yüce Allah varlıklar içinde en ustun olarak insanı yaratmıştır. O kendini yaratamadığına göre oaşka varlıklar nasıl yaratabilir? Allahü teâlâ akıl sahiplerini tefekküre çağırıyor ve «cihan kadimdir» diyenleri de şu âyetiyle îkaz ediyor. Onların varlıklarından habersiz olduklarını bildiriyor. Kalbinde şüphesi olanlara şu âyeti buyuruyor: |
﴾ 22 ﴿