247

«Onlara peygamberleri hakikat Allah size bir padişah olarak Tâlût'u göndermiştir, dedi. Dediler ki: Biz hükümdarlığa ondan daha lâyık iken ve ona maldan da bir bolluk verilmemişken nasıl olur da bizim başımızda padişahlık onun olabilir?. Peygamberleri de dedi ka Şüphesiz Allah onu sizin üstünüze beğenip seçmiştir. Ona bilgice, vücudca da bir üstünlük vermiştir. Allah hükmünü kime dilerse ona verir. Allah'ın lûtf u keremi boldur.»

Onlar düşmanlarıyla muharebe etmek için melik istemişler ve bu yüzden İşmuil (aleyhisselâm)'e müracaat ederek, ondan Allah'a dua etmesini dilemişlerdir, işmuil (aleyhisselâm) de Allah'a dua eder, Yüce Allah, onun duasını kabul eder. Talût'u kendilerine melik olarak gönderir. Tâlût aralarında yaşayan fakir biri idi. Onlar soy itibariyle Yakup oğullarından, padişahlık yönüyle de Yâhuza oğullarından idiler. Tâlût da Lâvi neslindendi. Alış-veriş yapardı. Fakat büyük bir âlim idi. Allahü teâlâ ilmi sebebiyle Tâlût'un derecesini yükseltti ve kendisini melik olarak gönderdi. İşmuil (aleyhisselâm), Tâlût'un melik olarak gönderildiğini insanlara bildirince, onlar -o bizim üzerimize nasıl melik olur? Halbuki biz melik olmaya ondan daha lâyıkız. Bizim soyumuz onunkinden çok daha üstündür. Üstelik mal bakımından biz ondan daha üstünüz. Melik herkesden zengin olmalı ki, askere hük- ' medebilsin. Onların ihtiyacını temin etsin, demişlerdir, işmuil (aleyhisselâm) de, onlara «Yüce Allah sizin içinizden Tâlût'u seçti ve onu sizin üstünüze ilim ve vücud bakımından üstün kıldı. O, cüsseli bir insandır, harp taktiğini sizden çok iyi bilir. Mülk sahibi Yüce Allah'dır, hükmünü kime dilerse ona verir. Bu, zenginlikle olmaz. Allahü teâlâ'nın ilmi her şeyi ihata etmiştir. O, kimin melikliğe lâyık olduğunu en iyi bilendir- demiştir.

İnsanlar bu sözleri işmuil (aleyhisselâm)'den işitince, kendisinin sözü olduğunu zannederler ve îşmuil (aleyhisselâm)'e «eğer bu hükümler Allah'dan ise, bize bir âyet getir ki, hakikat açığa çıksın» derler. Allahü teâlâ da onların bu durumlarını beyan edip, Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e âyet-i celilesinde şöyle buyurmuştur:

247 ﴿