60Halbuki rabbınız buyurdu (.......) yalvarın ki, bana size karşılık vereyim, çünkü benim ıbadetimden kibirlenenler yarın hor hakîr olarak Cehenneme girecekler (.......) Halbuki rabbınız buyurdu ki, (.......) yalvarın bana ki, size karşılık vereyim - hem duâ hem ıbadet zikr edilmiş olduğu için ya duâ ıbadet ile yâhud da ıbadet duâ ile tefsir edilmek ıktıza eylediği için müfessirler iki vecih beyan etmişlerdir: Birincisi, Kur’ân’ın bir çok yerlerinde olduğu üzere duâ ıbadet ma'nâsına olarak: bana ıbadet ve kulluk edin ki, size sevab ve mükâfat vereyim demek olur. İbn-i Abbas Dahhak ve Mücahidden merviy olan bu tefsire göre talebi filî de şart edilmiş demektir. Bu surette şu ta'lil bu ma'nâya mutabık olur: (.......) zira benim ıbadetimden istikbar edenler - ya'ni kibirlerinden bana ıbadet etmek istemiyenler (.......) muhakkak yarın hâr-ü hakır olarak Cehenneme gireceklerdir. - İkincisi (.......) demek, isteyin benden vereyim size demektir ki, süddîden merviy olan ve ilk nazarda anlaşılan da budur. Fakat buna göre de ıbâdet duâ ile tefsir edilmek lâzım gelecektir. Bunu böyle iki vecihli olarak ifâdenin nüktesi, ıbadetin duâ, duanın da ıbadet ile telâzümünü ifâde içindir, bir taraftan duâ ıbâdetin iliği mesabesinde olduğu gibi ıbâdet de duânın kabulü şeraıtindendir. Bu duâ emri çok ehemmiyyetli ve şayanı dikkattir. Burada evvelâ insanın irâdei cüz'iyyesinin bir tahkiki ile cebrin reddi vardır. Gerek ıbâdet ma'nâsına olsun gerek sade duâ ikisinde de istemek emredilmiş ve Allah’ın isticabesi için kulun istemesi şart kılınmıştır. Hem öyle şart kılınmıştır ki, şartın intifasından meşrutuu intifası lâzım geleceği cihetle terkine (.......) diye vaîd terettüb ettirilmiştir. Şu halde emir, vücub içindir, her duanın kabul edilip edilmemesi hususuna gelince (.......) âyetinden anlaşıldığına göre meşiyyet ile mukayyeddir. Ya'ni buradan anlaşılan kazıyyei şartıyye külliyye değil mühmeledir. (.......) Müeddasınca ba'zı şeraıtı kabul ile de meşruttur. Onun için burada ıbadet ile müterafık olarak zikredilmiştir. Keşşafta Kâ'bdan şöyle nakl eder: Allahü teâlâ bu ümmete üç haslet vermiştir ki, onları nebiyyi mürsel olanlardan başkasına vermemişti, her Peygambere «sen benim halk üzerine şahidimsin» demişti, bu ümmete de (.......) buyurdu (.......) mantukunca «sana harec yok» demişti, bu ümmete de (.......) demişti, bu ümmete de (.......) buyurdu (.......) Şöyle demek de olur: çağırın bana ki, size cevab vereyim. Bu şöyle demek olur: benden beni taleb edin, size icabet ederim beni bulursunuz, beni bulan da her şeyi bulmuş olur. Çünkü (.......) dür denilmiştir ki, işte hiç reddolunmıyan duâ budur. Netekim ba'zı haberlerde (.......) vârid olmuştur, bana ıbadetten, ya'ni bana duâ ile beni talebden istikbar edenler, benden uzak kalarak mahrumiyyet Cehenneminde zelîl ve hakîr olacaklardır. (.......) |
﴾ 60 ﴿