8Hemen hemen öfkeden patlıyacak gibi bir hale gelir, içine bir alay atıldıkça her def'asında onlara onun bekçileri "size kocundurucu bir Peygamber (bir nezîr) gelmedimi?" Diye sorarlar RABİAN (.......) ona her alay atıldıkça - ya'ni ona atılanlar fevc fevc, alay alay atılır. Her bir alay atıldıkça her def'asında (.......) onlara onun muhafızları - yukarıdaki Sûrede de (.......) diye tavsîf olunan gardiyanları, zebânî Melekler, sert sert tevbîh ve tahkîr tarikıyle - sorarlar (.......) size bir nezîr gelmedi mi? Bu dehşetli haberi verip kocunduracak bir Peygamber, korkutucu bir elçi, bir delil gelmedimi ki, siz buraya geldiniz? Derler, çünkü (.......) buyurulduğu cihetle Allahü teâlâ bir resul göndermedikçe ta'zib etmez, ıkab olan her azâba sem'î veya aklî bir delil, bir inzar tekaddüm eder. – Bu gösteriyor ki, Rabbe küfür onun zatını inkârdan ıbaret değil, rübubiyyeti tecelliyatını, her hangi bir Peygamberini ve indirmiş olduğu âyât ve edillesini ve onlarla tebliğ ettiği ahbar ve inzarını tekzib ve inkâr ile nankörlük de küfürdür. Çünkü Peygambere küfrün menşei «Allah hiç bir şey indirmedi» diye mutlak bir yalancılıktan ıbaret olan bir inkâra raci'dir ki, bu da doğrudan doğru Allah’a karşı bir küfrandır. Kâfir Peygamberi tekzib ederken gönlünden o sâlibei külliyyeyi kübrâ ittihaz ederek şöyle bir kıyas yürütür: «sen, Allah bana bir şey, bir haber indirdi diyorsun, halbuki Allah hiç bir şey indirmemiştir, binaenaleyh indirdi diyen yalan söylemiş olur, demek ki, siz büyük bir dalâl içindesiniz» der, haber verilen azâbı görmedikçe inzara inanmaz. |
﴾ 8 ﴿